Carson McCullers – Altın Gözde Yansımalar
Roman / 31 Ekim 2018

Kitap Adı: Altın Gözde Yansımalar Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Carson McCullers Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 242 Carson McCullers, ABD’nin güneydoğu eyaletlerinden birinde, barış zamanı bir ordugâhta geçen bu romanında, beş kişinin yalnızlıkları, düşleri, saplantıları, başarısızlıkları ve zaaflarından bir “insani cehennem” örüyor. Bastırılmış duygularıyla savaş halinde bir Yüzbaşı; onun dünyayı umursamayan, delifişek karısı; bu kadının sevgilisi ve aynı zamanda aile dostu olan bir Binbaşı ve onun sadakatsizliği yüzünden acı çeken, kırılgan ve duyarlı karısı. Bir de, akşam yemeklerinde buluşan ya da birlikte kâğıt oynayan bu insanların hayatlarını gözetleyen, sessiz sakin, ama tehlikeli Er Williams… Ordugâhın monoton ve boğucu atmosferinde sıkışıp kalmış bu beş kişiyi bekleyen trajedi daha en baştan sezilmektedir… McCullers, “altın gözü”nden yansıyan bu acıklı portreleriyle, insan kalbinde yatan arzu ve nefreti iskandil ediyor. Altın Gözde Yansımalar bizi ruhun karanlık dehlizlerinde dolaştıran romanlardan…

Carson McCullers – Küskün Kahvenin Türküsü
Hikaye / 31 Ekim 2018

Kitap Adı: Küskün Kahvenin Türküsü Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Carson McCullers Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 164 … Bir seven vardır, bir de sevilen. Ama bunlar başka başka beldelerin insanlarıdır. Sevilen çoğu zaman sevenin içinde uzun zamandır saklı duran sevgi için yalnızca bir uyanadır… En olağandışı kişiler bile sevgi için bir uyana olabilir… En sıradan birisi coşkun, ateşli ve bataklıktaki zehirli zambaklar kadar güzel bir sevginin nesnesi olabilir… Carson McCullers daha yirmi üç yaşında yazdığı Yalnız Bir Avcıdır Yürek ABD romanıyla ABD’deki edebiyat çevrelerinde adını duyurmuş ve gerçek olduğu kadar karamsar da olan bir varoluş felsefesi içeren yapıtlarıyla okuru, insanlık durumunun temelindeki ruhsal yalnızlığın derinlikleriyle tanıştırmıştı. Küskün Kahvenin Türküsünde ise daha önceki romanlarının ortak teması olan “sevgi felsefesi”ni daha da geliştirerek sevginin doğasına ilişkin gerçek bir kurama dönüştürür. Öykünün sonundaki “Oniki Ölümlü” zincirli mahkûmlar, tekdüzelikten kaçmayı nasıl bir türküde ararlarsa, yazarın kişileri de bu kaçışı sevgide ararlar.

Miguel De Unamuno – Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz
Roman / 6 Ekim 2018

Kitap Adı: Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Miguel De Unamuno Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 124 Laín Entralgo’nun “İspanyol bilincinin ve kişiliğinin uyanışı” biçiminde nitelediği “98 Kuşağı” yazarlarından Miguel de Unamuno (1864-1936) Madrid Complutense Üniversitesi’nde felsefe doktorasını tamamladıktan sonra atandığı Salamanca Üniversitesi’nde ders verirken bir yandan da deneme ve makalelerini yayımlamaya başladı. Yönetim karşıtı yazıları yüzünden işine son verildi ve Fuerteventura Adası’na sürüldü. Ancak 1931’de Cumhuriyet’in kuruluşuyla aynı üniversiteye rektör olarak atandı. Unamuno’ya göre makineleşme insanı kişiliksizleştirmiştir, teknolojinin girmediği bir evren arar; uygarlığa karşıdır. İç konuşmaları James Joyce’dan daha önce kullanmıştır. Kimi zaman da kişiler, yazar ve okuyucu karşılıklı konuşur ve tartışırlar. Unamuno roman bilimselliği ile alay eder, yazınsal yapıtların yazarın belli başlı önsezilerini açıklamak için birer araç olduklarını ileri sürer. Kimi yapıtlarında ölümsüzlük özlemi ağır basar, kimi zaman Tanrı’ya başkaldırır, kimi zaman da yazgıya boyun eğer. Tüm eserlerinde zengin ve özenli bir dil kullanır; kaba, çirkin sözcükleri ancak deli dolu kişilerine söyleterek kusursuz bir denge tutturmuştur.

Anthony Burgess – Bir Elin Sesi Var
Roman / 27 Eylül 2018

Kitap Adı: Bir Elin Sesi Var Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Anthony Burgess Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 200 Anthony Burgess’ın 1961’de Joseph Kell müstear adıyla yayımladığı Bir Elin Sesi Var, Soğuk Savaş’ın tam ortasında kalan Britanya’da yaşanan hızlı değişim dönemine denk gelmiştir. Romanın başlığı Malay dilinde “karşılıksız aşk” anlamına gelen bir atasözüdür. Bu “karşılıksız aşk” tüketim kisvesi altında karşımıza çıkar. Oyunu kuralına göre oynayıp parayla sahip olabileceğiniz her şeyi satın alsanız da, bir “karşılık” elde edemezsiniz… Tıpkı “fotoğraf makinesi beyni”yle kazandığı bir TV yarışması sayesinde servete kavuşan Howard gibi… Modern hayatın entelektüel ve sanatsal değerleri hakir gören materyalizmine öfke duyan Howard, dünyanın çürümüşlüğünü bizzat uğradığı bir hakaret olarak algılamaktadır. Romanın anlatıcısı olan karısı Janet ise eğitimsiz ve sığ bir kadındır. Hayatını reklamlar, kadın dergileri ve televizyon belirler. Televizyonun amaç ve değerden yoksun hayatlara işaret eden bir metafor olarak kullanılması ise Jerzy Kosinski’nin unutulmaz yapıtı Being There’i önceler.

Anthony Burgess – Otomatik Portakal
Roman / 27 Eylül 2018

Kitap Adı: Otomatik Portakal Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Anthony Burgess Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 172 Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum… Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. “Uqueer as as clockwork orange”. Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür. Bir de tabii Malezya’da “canlı” anlamına gelen “orang” sözcüğü var. Kitabı yazmaya başladığımda, rengi ve hoş bir kokusu olan bir meyvenin kullanıldığı bu deyişin, tam da benim anlatmak istediğim duruma, Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikâyeye çok iyi oturduğunu düşündüm… -Anthony Burges- Karabasan gibi bir gelecek atmosferi… Geceleyin sokaklara dehşet saçan, yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler… Sosyal kehanet? Kara mizah? Özgür iradenin irdelenişi?.. Otomatik Portakal bunların hepsidir. Aynı zamanda hayranlık verici bir dilsel deneydir, çünkü Burgess antikahramanı için yeni bir dil yaratır: Yakın geleceğin argosu “nadsat”ı… ve Stanley Kubrick’in muhteşem film uyarlaması, yirminci yüzyılın kült eserlerinden biri olan bu romanın şöhretini pekiştirmiştir…

Joseph Conrad – Casus
Roman / 27 Eylül 2018

Kitap Adı: Casus Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Joseph Conrad Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 326 Conrad, bir dedektif öyküsü havası taşıyan bu romanda, insan yaşamına belli bir açıdan bakmayı, insan ruhunun derinliklerinde yatan temel gerçeklere inmeyi amaçlar. Conrad için bir romanda geçen olaylar, olayların geçtiği ortamlar, kişiler ve onlar arasındaki ilişkiler, hep bu amacın ortaya konabilmesini sağlayacak biçimde düşünülüp tasarlanmış öğelerdir.

Jules Verne – Ay’a Yolculuk
Bilimkurgu / 23 Eylül 2018

Kitap Adı: Ay'a Yolculuk Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Jules Verne Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 224 İnsanın Ay üzerinde ilk yürüyüşünden yaklaşık yüz yıl önce, 1865’te yayımlanan bu roman, insanlı Ay yolculuğuna dair bilimsel düş gücü ve hiciv yönünden hayli zengin bir kehanet gibidir. Baltimore Silah Kulübü’nün seçkin üyeleri, Amerikan İç Savaşı’nın sona ermesiyle boşluğa düşünce, kulübün başkanı bir uzay silahı icat ederek, Ay’a bir yolculuk gerçekleştirme önerisini ortaya atar. Yeni bir roman türünün, bilimsel romanın yaratıcısı olarak görülen Jules Verne, çağdaş bilimkurgunun da temellerini atmıştır. Bugün bizler için hiçbir şaşırtıcı yanı kalmamış birçok bilimsel gelişme, henüz ufukta yokken onun yapıtlarında ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Verne, fantastik serüvenlerinde uzay yolculuğunun yanı sıra bilim ilerledikçe hayatımıza katılan denizaltıları, televizyonu ve oksijen tüpünü de öngörmüştür.

Jules Verne – Doktor Ox’un Deneyi
Bilimkurgu / 23 Eylül 2018

Kitap Adı: Doktor Ox'un Deneyi Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Jules Verne Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 96 Hikâyemiz, Flandre’da, hayali Quiquendone kentinde geçer. Kentin sakin, ölçülü, tutumlu ve ağırkanlı insanları yüzyıllardır hiçbir konuda aşırılığa kaçmadan, herhangi bir duygu belirtisi göstermeden, uyum içinde son derece durağan bir yaşam sürmektedir. Yöneticileri bile yaşamları boyunca inisiyatif kullanmadan, hiçbir önemli karar almadan bu dünyadan göçüp gitmektedir. Ancak Doktor Ox’un sözde kenti aydınlatma projesiyle gelişi Quiquendone’da bir şeyleri değiştirecektir. Doktorun gizli bir gündemi vardır ve bunun için kent halkını kobay olarak kullanmaktan çekinmeyecektir. Zira bilim vicdansız kişilerin elinde tehlikeli olabilir. Jules Verne ince ironisinin her satırına sindiği bu eğlenceli novellada, dünyadan kopuk yaşayan, ortaçağla bağlarını koparmamış küçük bir kentin Flaman sakinlerinin çoktan miadını doldurmuş yaşam biçimlerini hicveder. Hikâye Alman asıllı Fransız besteci Jacques Offenbach’ın Doktor Ox adlı operasına da konu olmuş, librettonun yazımına bizzat Verne de katkıda bulunmuştur.

Jack London – Deniz Kurdu
Roman / 21 Eylül 2018

Kitap Adı: Deniz Kurdu Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Jack London Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 376 Jack London’ın bütün eserlerine bir simgeci natüralizm örneği olan Deniz Kurdu ile devam ediyoruz. Varlıklı bir aileden gelen Humphrey Van Weyden, geçirdiği deniz kazasının ardından Hayalet adlı uskunanın kaptanı Wolf Larsen tarafından kurtarılır. Barışçıl bir “beyefendi” olarak, iradesi dışında Larsen’in hizmetine girmesiyle kendini şiddet dolu “gerçek dünya”da bulacak; bu deneyim onu elitist bir entelektüelden, cesur bir eylem adamına dönüştürecektir. Van Weyden’la Larsen arasındaki çatışma, yalnızca zayıf olanın ezildiği bir dövüş değil, bir fikir savaşıdır aynı zamanda. Hayatı “kutsal” olarak gören Van Weyden’ın idealizmiyle, var olmak dışında bir kaygı taşımayan Wolf Larsen’in materyalizmi arasındaki karşıtlık roman boyunca yinelenirken, Deniz Kurdu’nu farklı düzeylerde okunabilecek bir yapıt haline getirir. Ancak, London’ın en büyük başarısı hiç kuşkusuz ustalıkla geliştirip ete kemiğe büründürdüğü unutulmaz Wolf Larsen karakteridir. Nietzsche’nin “üstinsan” kavramını anıştıran Wolf Larsen, Ambrose Bierce’in de dikkat çektiği gibi, bir yazarın yaratabileceği en muazzam karakterlerden biridir…

Jack London – Vahşetin Çağrısı
Roman / 21 Eylül 2018

Kitap Adı: Vahşetin Çağrısı Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Jack London Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 112 Amerikan edebiyatının büyük ustalarından Jack London’ın unutulmaz romanı Vahşetin Çağrısı hemen hemen tüm dillere çevrilmiş, gerçek anlamda bir klasik niteliği kazanmıştır. Dünya edebiyatında kendi kendini yetiştiren yazarların en yetkin örneklerinden biri olan Jack London, en güçlü ve etkileyici yapıtlarından biri sayılan Vahşetin Çağrısı’nda, kızağa koşulan bir kurt köpeğinin amansız yaşam savaşını anlatır. Alaska’nın yabanıl ortamında yaşayan insanların acımasızlığından payına düşeni alan Buck, ayakta kalabilmek için inanılmaz bir savaş verecek, giderek yabanın çekiciliğine kapılarak özgür seçimini yapacaktır. Ne ki, Buck’ın bir köpek olduğunu bilmesek, onun başından geçenleri bir insanın zorluklarla dolu yaşamöyküsü olarak da okuyabiliriz. London, bir köpeğin öyküsünün ardında, insanlık durumunun ürkütücü bir panoramasını önümüze serer.

Jack London – Martin Eden
Roman / 21 Eylül 2018

Kitap Adı: Martin Eden Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Jack London Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 520 Jack London’ın yarı otobiyografik romanı Martin Eden, 20. yüzyıl başında sosyal ve ideolojik meseleler ağırlıklı içeriğiyle Amerikan edebiyatında büyük ölçüde kabul görmüştür. London farklı sınıflar arasındaki zihniyet ve değer farklarını gözlerimizin önüne sererken, statü ve servetin Amerikan toplumundaki hayati önemine işaret eder. Romanın ana temalarından biri, başarı ve refah yolunun sosyal sınıf farkı gözetilmeksizin herkese açık olduğu şeklinde özetlenebilecek Amerikan Rüyası’dır. Ya da bu idealin yarattığı muazzam hayal kırıklığı… London, romanı bir sanatçının çıraklıktan olgunluğa geçiş sürecini işleyen Künstlerroman geleneğinde yazmıştır. Martin’in aşkı uğruna eğitimsiz genç bir işçiden başarılı ve rafine bir yazara dönüşüm mücadelesini anlatır. Kahramanı hedefine ulaştığında ise motivasyonunu ve heyecanını çoktan yitirmiş, trajik bir sona doğru sürüklenmektedir artık…

Virginia Woolf – Deniz Feneri
Roman / 13 Eylül 2018

Kitap Adı: Deniz Feneri Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Virginia Woolf Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 224 İngiliz edebiyatının başyapıtlarından biri olan Deniz Feneri, son derece basit olay örgüsünün ardında yaratıcısının özyaşamının ayrıntılarını, toplumsal meselelere ilişkin sorgulamalarını, içgözlemlerini ve derin felsefi gizemleri barındırır. Deniz Feneri ‘nin merkezinde I. Dünya Savaşı’nın öncesinde ve sonrasında İskoçya’nın Skye Adası’ndaki evlerinde kalan Ramsay ailesi ve konukları vardır. Çocuklar oynarken, yetişkinler sohbet eder, düşüncelere dalar ve keşiflerde bulunur. Yapıtın roman türünde alışık olduğumuz anlatı sürekliliğini kesintiye uğratan yapısı ve her bir anlatıcının kendi bilinç akışının perspektifiyle çözülen olay örgüsü, bir deniz fenerinin kendi ekseni etrafında dönen ışığını andırır. Böylece Ramsay ailesinin sıradan gündelik yaşamı zaman, ölüm, toplumsal cinsiyet ve ahlak üzerine derin düşüncelere gömülür.

Kısa Öykünün Büyük Ustaları
Hikaye / 26 Temmuz 2018

Kitap Adı: Kısa Öykünün Büyük Ustaları Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Kolektif Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 192 Öykü, dünyanın en eski sanatlarından biri. İnsanlar, en eski çağlardan başlayarak birbirlerine öykü anlatmadan edememişler. Homeros destanlarından Kutsal Kitaplara, Binbir Gece Masalları’ndan Decameron’a pek çok yapıt da, söylenceler ve masallar da hep öyküler anlatır bize. Yüzyılların imbiğinden süzülen kısa öykünün apayrı bir edebiyat türü olarak günümüzdeki biçimine bürünmesi ise 19. yüzyılı bulur. Celâl Üster’in yıllar içinde belleğinde iz bırakmış kısa öyküleri bir araya getirdiği bu seçki, İngiliz ve Amerikan edebiyatının büyük ustalarının yapıtlarından bir güldeste. Edgar Allan Poe, Herman Melville ve O. Henry’den Chesterton, James Joyce, Oscar Wilde, Virginia Woolf ve Katherine Mansfield’e, öykü sanatının 19. yüzyıldan 20. yüzyıla evrilişinden bir kesit.

Stefan Zweig – Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Roman / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Stefan Zweig Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 68 Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920’li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun “gönderen”inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: “Sana, beni asla tanımamış olan sana”. Kadın büyük tutkusunu hep bir “bilinmeyen” olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde “taraflar” değil, sadece tek bir “taraf” vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda “mutlak aşk” kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!

Stefan Zweig – Clarissa
Roman / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Clarissa Kitap Serisi: Modern Klasikler Dizisi Yazar: Stefan Zweig Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 184 Zweig hayatının son dönemlerinde başladığı, taslağı 1981’de gün ışığına çıkarılan ve yayıncısı tarafından tamamlanan Clarissa’da, 1902 yılından Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar geçen dönemde, dünyanın halini genç bir kadının gözünden anlatır. Avusturyalı bir subayın kızı olan Clarissa bir manastır okulunda büyümüş, eğitimini tamamladıktan sonra Viyanalı ünlü bir sinir hastalıkları uzmanının yanında çalışmaya başlamıştır. Lozan’daki bir kongrede barışsever Fransız öğretmen Léonard’la tanışır. Birbirlerine âşık olurlar. Savaş yüzünden ayrılmak zorunda kaldıklarında Clarissa hamiledir. Üstelik karnındaki bebeğin babası aynı zamanda düşmanıdır da. Milliyetçi bir histerinin kol gezdiği parçalanmış Avrupa’da bu bebeği doğurmak yalnızca kişisel bir karar değildir artık.