F. T. Marinetti – Futurist Manifestolar Kitabı
Sanat / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Futurist Manifestolar Kitabı Yazar: F. T. Marinetti Yayıncı: Altıkırkbeş Basın Yayın Sayfa Sayısı: 261 Tomasso Marinetti’nin 1909 yılında Figaro gazetesinde durumu şöyle özetleyecekti: Şiirde temel öğeler cesaret, cüret ve isyandır, Edebiyat durgunluktan ve uyuşukluktan sıyrılmalıdır. Edebiyatta işlenecek konular saldırgan hareketler, kavga ve dövüştür. Dünya yeni bir güzellikle zenginleşmiştir. Yeni güzellik sürattir, hızdır, Motoru güçle sarsılan, homurdanan bir yarış arabası Victoire de Samotrace’dan daha güzeldir. Ancak kavga güzeldir. Saldırgan niteliksiz bir şaheser olamaz. Şiir tanınmayan ve bilinmeyen güçlere karşı saldırgan olmalıdır. Yüzyılların en yüksek noktasında bulunuluyor. Olanaksızların kapısını açmak dururken geride kalınmamalıdır. Zaman ve mekan artık ölmüştür. Sınırsız ebedi sürat elde edildiğine göre, mutlakta (absolu) yaşanıyor demektir. Dünyanın tek sağlık ilacı savaştır, militarizm, feminizm, fırsat kollayıcılık, çıkarcılık lanetlenmelidir, denmektedir. Bu kırıp geçiren, yıkıcı şiddetteki bildirgemizi İtalya’dan bütün dünyaya ilan ediyoruz ve Fütürizm’i kuruyoruz; çünkü ülkemizi, profesörlerin, arkeologların, çenesi düşük edebiyatçıların ve antikacıların kangreninden kurtarmak istiyoruz. F.T.Marinetti

Aydın Büke – Chopin
Sanat / 21 Kasım 2018

Kitap Adı: Chopin: Tuşlara Adanmış Bir Yaşam Yazar: Aydın Büke Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 272 Yaşam dizimizin yeni kitabı, Polonyalı ünlü besteci Fryderyk Chopin’in yaşamına, yapıtlarına adanmış bir çalışma. Daha önce hazırladığı Bach, Mozart biyografileriyle de okur karşısına çıkan Aydın Büke’nin bu kitabı, yalnızca klasik müzik dinleyicilerini değil, sanat tarihi, edebiyat, Avrupa tarihi konularına ilgi gösterenleri de saracak. Ünlü bestecinin Avrupa tarihinden etkilenişi, yazar George Sand’la olan fırtınalı ilişkisi, çağdaşı bestecilere bakışı ayrıntılarıyla anlatılıyor Chopin / Tuşlara Adanmış Bir Yaşam’da. 2010, Chopin’in doğumunun 200. yılı olarak tüm dünyada kutlanıyor. Bu nedenle ülkemizde gerçekleştirilecek etkinlikleri izleyecekler için de bu biyografi Chopin’i daha yakından tanıma olanağı yaratıyor. Bunun yanında kitap, Türkiye’de Chopin üzerine yapılmış bu türde ve bu çapta ilk özgün çalışma olma özelliğini taşıyor

Aydın Büke – Mozart
Sanat / 21 Kasım 2018

Kitap Adı: Mozart: Bir Yaşam Öyküsü Yazar: Aydın Büke Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 338 “Duygularımı şiirle aktaramam, şair değilim; kendimi gölgeler ve ışıkla ifade edemem, ressam değilim; düşüncelerimi hareketlerle de açıklayamam, dansçı değilim. Ama bunların hepsini seslerle yapabilirim. Ben bir müzikçiyim. Yarın Cannabich’lerin evinde, sizin doğum ve isim gününüzü kutlamak için piyano çalacağım. Sevgili Babacığım, size, müzikte yeni hiçbir şeyin bestelenemeyeceği yılları görecek kadar uzun bir yaşam dilerim…” Tam adı, Johannes Chrysostomus Wolfgangus Theophilus’tu. Sonraki yıllarda “Theophilus” adı, önce Almanca karşılığı “Gottlieb”e (Tanrı’nın sevdiği), ardından da sözcüğün Fransızcası “Amadé”ye dönüşecek, müzik tarihi onu XIX. yüzyıldan itibaren “Wolfgang Amadeus Mozart” olarak anacaktı. Tanrı’nın mucizesiydi aslında… Her ne kadar besteci bir babanın çocuğu, öğrencisi ve ideali olsa da çocuk yaşlarında parlayan dehasının karşısında imparatorlar, imparatoriçeler eğilecek, çağdaşı meslektaşları bestelerine duydukları hayranlığı dile getirmekten yüksünmeyecekti. Daha 6 yaşında ilk defa gördüğü notaları yanlışsız çalabiliyordu. 35 yıllık yaşamında olağanüstü besteler üretti, soluk almadan çalıştı. Çevresinde bulunanlara günde onlarca defa, kendisini sevip sevmediklerini sorar, şaka için bile olsa cevap olumsuz olursa derin bir korkuya kapılır ve hemen gözleri dolardı. Hep çocuk kaldı. Yaşamını mektuplara sığdıracak kadar çok yazdı. Çok başarılı oldu, hep ânı yaşadı, çok kazandı, çok kaybetti, borçlu olarak öldü. Yaşamı yarım kaldı,…

Slavoj Zizek – Tarkovski
Sanat / 9 Ekim 2018

Kitap Adı: Tarkovski: İçsel Uzamdan Gelen Şey Yazar: Slavoj Zizek Yayıncı: Encore Kitap Sayfa Sayısı: 120 Zizek için Tarkovski’yi ilginç kılan onun filmlerindeki özgün biçimdir. Tarkovski maddi unsurları zamanın kendisi olarak kullanır ama aniden en içsel alana ilişkin olan zamanın melankolikliğini, belirsizliğini bize hissettirir. Zizek’e göre Tarkovski’de gerçekliğin tam da maddi dokusunun dağılmasıyla ruhani bir derinliğe ulaşılır. Tarkovski, kendimizi maddi gerçekliğin üstüne yükselterek ulaştığımız standart ruhani motiflerin ötesine, daha derin, daha önemli deneyimlere sürükler bizi. Tarkovskici mıntıkada özel hiçbir şey yoktur, her şey aynı ve bildiğimiz gibidir. İşte tam da bu sebepten inançlarımızı, korkularımızı, iç dünyamıza ait şeyleri buraya yansıtabiliriz. Lacancı psikanalizin araçlarıyla Tarkovski’nin materialist bir yorumunun da mümkün olabileceği tartışılıyor bu metinde.

Susan Sontag – Fotoğraf Üzerine
Sanat / 9 Ekim 2018

Kitap Adı: Fotoğraf Üzerine Yazar: Susan Sontag Yayıncı: Agora Kitaplığı Sayfa Sayısı: 226 ‘Herhangi bir insanın vahşetin en amansız boyutlarını gösteren fotoğraflarla ilk defa karşılaşması, bir tür ifşadır, prototipik açıdan da modern ifşadır. Benim kendi payıma bu ifşayı yaşadığım an, Temmuz 1945’te Santa Monica’daki bir kitapçıda tesadüfen gördüğüm Bergen-Belsen ve Dachau fotoğraflarıydı. O güne değin -fotoğraflarda ya da gerçek hayatta- görmüş olduğum hiçbir şey, içimi bu denli keskince, derinden ve anında deşmemişti. Gerçekten de, tam olarak ne hakkında olduklarını kavramam yılları alsa bile, hayatımı o fotoğrafları gördüğümden önceki dönemim (o zaman henüz on iki yaşındaydım) ile sonraki dönemim olarak ikiye ayırdığımı söylersem abartıya kaçmış olmam. Onları görmem neye yaramıştı? Kaldı ki, fotoğraftan başka bir şey değildi onlar -o güne değin hemen hiç haberim olmamış ve etkilemek için de hiçbir şey yapamayacağım bir olayın, hemen hiç tasavvur edemeyeceğim ve dindirmek için de elimden en ufak bir şey gelmeyecek olan bir ıstırabın fotoğrafları. Fakat o fotoğraflara baktığımda içimde bir şey kırılmıştı. Bir sınıra dayanmıştım ve bu salt dehşetin sınırı değildi; tesellisi mümkün olmayan bir kedere düşmüş, yaralanmıştım, ama duygularımın bir kısmının katılaşmaya başladığını da hissetmiyor değildim; içimde bir şey ölürken, bir şey de hâlâ feryat edip duruyordu.’

John Berger – Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı
Sanat / 8 Ekim 2018

Kitap Adı: Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı Yazar: John Berger Yayıncı: Metis Yayıncılık Sayfa Sayısı: 240 Yirminci yüzyılın en varlıklı ve ünlü sanatçısı olarak ölen Picasso, yorulmak bilmeyen yaratıcılığı ve şaşırtıcılığıyla henüz hayattayken bile bir efsane olmuştu. Böylece kitaplar, kartlar, röprodüksiyonlardan oluşan büyük bir endüstri doğdu Picasso adıyla anılan. Günümüzde resim sanatının, ressamın, daha doğrusu ancak yaratarak var kalabilen kişinin içinde bulunduğu çıkmazdır John Berger’ın ilgisini çeken: Bir İspanyol, bir sürgün, yalnız ve yalıtılmış bir insan olarak Picasso. Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı’nda Berger, resimleri üzerinden farklı bir bakış açısıyla okuyor Picasso’yu. Okurun Görme Biçimleri ve O Ana Adanmış adlı kitaplarından da aşina olduğu görme zevkini ve eleştirelliğini bu kitabıyla da sürdürüyor.

John Berger – Görme Biçimleri
Sanat / 8 Ekim 2018

Kitap Adı: Görme Biçimleri Yazar: John Berger Yayıncı: Metis Yayıncılık Sayfa Sayısı: 168 Görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir. Ne var ki başka bir anlamda da görme sözcüklerden önce gelmiştir. Bizi çevreleyen dünyada kendi yerimizi görerek bulunuruz. Bu dünyayı sözcüklerle anlatırız ama sözcükler dünyayla çevrelenmiş olmamızı hiçbir zaman değiştiremez. Her akşam güneşin batışını görürüz. Dünyanın güneşe arkasını dönmekte olduğunu biliriz. Ne var ki bu bilgi, bu açıklama gördüklerimize uymaz hiçbir zaman. Gerçeküstücü ressam Magritte “Düşlerin Anahtarı” adlı resminde sözcüklerle nesneler arasında her zaman var olan bu uçurumu yorumlamıştır.

Wassily Kandinsky – Sanatta Ruhsallık Üzerine
Sanat / 2 Ekim 2018

Kitap Adı: Sanatta Ruhsallık Üzerine Yazar: Wassily Kandinsky Yayıncı: Tekhne Yayınları Sayfa Sayısı: 88 Kandinsky’nin Almanca olarak; on yılı kapsayan bir sürede, adeta bir günlük tutar rahatlığında kaleme aldığı “Über das Geistige in der Kunst”, yani “Sanatta Tinsellik Üzerine” isimli kitap, dilimize birkaç defa, farklı isimlerle çevrildi. Bu çeviri metinler bizi mutlu etmediği için, kitabımızda yer alan yorumsal okuma çalışmasına öncellikle kendimiz, sonrasında da okurlarımız için yönelmeyi bir içsel ihtiyaç olarak duyduk. 20. yüzyıla Worringer’in “Abstraktion und Einfühlung”, yani “Soyutlama ve Duyumsama”sı ile birlikte önemli bir güç katan Kandinsky’nin söz konusu kuramsal çalışması, sanatın bir içsel ihtiyaca bağlı olduğunu ve bu noktada da tinsel olanın büyük bir değeri bulunduğuna işaret etmekte. Worringer’in çok değerli metninden sonra, Kandinsky’nin de bu değerli metnine el atıp, bir okuma çalışması yaptığımız için, Moritz Geiger’den söyleyecek olursak, büyük bir “mutluluk” duyuyoruz.

Andre Breton – Sürrealist Manifestolar
Sanat / 2 Ekim 2018

Kitap Adı: Sürrealist Manifestolar Yazar: Andre Breton Yayıncı: Altıkırkbeş Basın Yayın Sayfa Sayısı: 152 Daha önce Birinci Sürrealist Manifesto isimli Bréton metnini yayımlayan 645 Yayın nihayet Andre Bréton’un 1. 2. 3. manifestolarını tek bir kitapta okurlarına sunuyor. Uğursuz ekmeği kuşlara dağıtana lanet olsun. İçinde çok fazla kuzey barındıran biriyim ben.

Kaan Çaydamlı – Dada Manifestoları
Sanat / 15 Eylül 2018

Kitap Adı: Dada Manifestoları Yazar: Kaan Çaydamlı Yayıncı: Altıkırkbeş Basın Yayın Sayfa Sayısı: 160 Sanat “acilen” Ameliyat Edilmelidir! Hugo Ball, 5 Şubat 1916’da Zürih’te “Cabaret Voltaire” adını verdiği sanatçılar lokalini açtı. Bu, Dada’nın kamuya açık en önemli kurumunun doğuşu anlamına geliyordu. Berlin’den Zürih’e gelmiş olan dadacı Richard Huelsenbeck şu yorumu yapmıştı: ” Dada, yüreklilik, küçümseme, üstünlük, devrimci karşı koyuş; egemen mantığın, toplumdaki hiyerarşinin yok edilmesi, tarihin yadsınması, köktenci bir özgürlük, anarşi, burjuvanın yok edilmesi anlamına gelir.” Bu sanatçılar topluluğu burjuva ile savaş ve düşünce yoksulluğunu özdeşleştiriyordu.

Paul Klee – Modern Sanat Üzerine
Sanat / 10 Eylül 2018

Kitap Adı: Modern Sanat Üzerine Yazar: Paul Klee Yayıncı: Altıkırkbeş Basın Yayın Sayfa Sayısı: 64 Şu andaki biçimi bakımından bu dünya, Mümkün olan tek dünya değildir…

Albert Camus – Sanatçı ve Çağı
Sanat / 5 Temmuz 2018

Kitap Adı: Sanatçı ve Çağı Yazar: Albert Camus Yayıncı: Bilgi Yayınevi Sayfa Sayısı: 57 Sanatın amacı kanunlaştırmak ya da hükmetmek değil, her şeyden önce, anlamaktır. Anlamak için hükmettiği olur bazen.Ama hiçbir dehâ eseri, küçümseme ve kin üzerine kurulmamıştır.» Sanatçı ve Çağı» Albert Camus’nün sanat görüşünün ve sanatçı kişiliğinin bir açıklamasıdır.

Stylianos Alexiou – Minos Uygarlığı
Sanat / 9 Şubat 2018

Kitap Adı: Minos Uygarlığı Yazar: Stylianos Alexiou Yayıncı: Arkeoloji ve Sanat Yayınları Sayfa Sayısı: 174 Ege dünyasında prehistorik çağlardan sonra başlayan Bronz Çağı büyük uygarlıkların beşiği olmuştur. M.Ö. 2600’lerde Girit Adası’nda gelişmeye başlayan Minos Uygarlığı, özellikle M.Ö. 2. binde sanat ve kültür düzeyi yüksek, barış ve refah içinde bir dönemi simgeler. Eski Yunan uygarlığının öncüsü niteliğindeki Minos uygarlığı, Sir Arthur Evans’ın Knossos Sarayı’nı tanıtmasıyla tüm dünyanın ilgisini üzerine çekmiştir. Bugün arkeolojinin başlıbaşına bir dalı olan Girit arkeolojisi ve onun önemli bir bölümünü oluşturan Minos uygarlığı konusunda ülkemizde yayınlanmış eser azdır. Konuya ve malzemeye hakim bir “Minos Arkeoloğu” olan Prof. Dr. S. Alexiou’nun kaleme aldığı bu özlü eser 20 yıldır güncelliğini yitirmemiş ve İngilizce, Almanca, Fransızca dillerine de çevrilmiştir.

Cyril Mango – Bizans Mimarisi
Sanat / 3 Temmuz 2017

Kitap Adı: Bizans Mimarisi Yazar: Cyril Mango Yayıncı: Simurg Yayınları Sayfa Sayısı: 360 Bizans İmparatorluğu’ndan söz ettiğimizde tarih biliminin modern bir kavramını kullanmış oluruz. Aslına bakılırsa, kendisine “Bizans İmparatorluğu” diyen bir devlet hiçbir zaman var olmamıştır; sadece Konstantinopolis’i yani Yeni Roma’yı merkez alan bir Roma İmparatorluğu vardır. Bu devletin vatandaşları kendilerini Romalı ya da sadece Hıristiyan olarak tanımlar, daha iyi eğitimliler imparatorluğun Augustus tarafından kurulduğuna inanırlardı. Bu nedenle “Bizans İmparatorluğu ne zaman kuruldu ve ne zaman yıkıldı?” diye sorduğumuzda akademik bir soru ortaya atmış oluyoruz. Tek yanıt, geçmişi mantıklı ve birbirine bağımlı dönemlere ayırma gereksinimi duyan tarihçilerin, Bizans İmparatorluğu’nun İ.S. 324 yılında Konstantinopolis’in kurulması ile başlamasına ve kentin 1455 yılında Türkler’in eline geçmesi ile yıkılmasına karar verdikleri biçiminde olmalıdır. Bu ayırım tartışmaya açık ama akla yatkındır. Bu tanımlamaya göre, Bizans mimarisi Bizans İmparatorluğu’nun mimarisidir ve Ortodoks inancının hakim olduğu ülkelerdeki 1453 sınırını aşan sürekliliği hesaba katılmadan onbir yüzyıl boyunca etkili olmuştur.

Sibel Bozdoğan – Modernizm ve Ulusun İnşası
Sanat / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Modernizm ve Ulusun İnşası: Erken Cumhuriyet Türkiyesi'nde Mimari Kültür Yazar: Sibel Bozdoğan Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 367 Mimarlık tarihçisi Sibel Bozdoğan, 1908’deki Meşrutiyetin ilanından Kemalist tek parti iktidarının 1950’de sona erişini kadar modern Türk mimarisinin kültürel tarihini ve Avrupa modernizmiyle bağlantılarını anlatıyor. Resmi propaganda yayınların, mimarlık meslek dergilerini ve zamanın popüler yayınlarını esas alan Bozdoğan, geniş bir siyasi, tarihi ve ideolojik bağlam içerisinde Türk mimari kültürüne bakıyor; modern mimarinin -özellikle temsili nitelikteki kamu binaları ve idealleştirilmiş modern ev formuyla- nasıl Cumhuriyet inkılabının başlıca görsel ifadesi haline geldiğini gösteriyor ve Türk mimarlarının modern formları rasyonel ve bilimsel zeminde meşrulaştırma ve Türk yapı gelenekleriyle uyumluluklarının gösterme suretiyle bu formları ‘millileştirme’ girişimlerini örnekleriyle sergiliyor. Türkiye’nin modernlik projesinin birçok açıdan eleştirel bir biçimde yeniden değerlendirildiği günümüzde, Kemalizmin mimari mirasının böyle kapsamlı biçimde incelenmesi son derece yerinde ve kışkırtıcı… Sosyal tarih ile mekan örgütlenmesi arasındaki ilişkileri zevkle okunan bir anlatımla veren bu güzel kitap, yalnızca mimarlık öğrenci ve araştırmacıları için değil, bütün sosyal ve beşeri bilimler için son derece ilginç bir kitap.