Bertrand Russell – Mutlu Olma Sanatı
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Mutlu Olma Sanatı Yazar: Bertrand Russell Yayıncı: Say Yayınları Sayfa Sayısı: 192 Mutlu Olma Sanatı Bertrand Russell’ın iyi bir yaşam sürmek isteyenlere sunduğu bir reçetedir. Kişisel Gelişim kitaplarının vermeyi vaat ettiği ama veremediği mutluluk sırlarını açıklar. Russell’a göre mutluluk birtakım insanların bizim elimizden alabileceği temel insan haklarından biri değildir. Kişi mutluluğa başkalarını suçlayarak değil, belirlediği hedeflere erişmek için mücadele ederek ve bu mücadele sırasında eğlenerek ulaşır. Üstelik kişi bu mücadeleyi iç dünyasına değil, sosyal yaşamına dönerek vermelidir. Deyim yerindeyse, Mutlu Olma Sanatı, kişisel gelişim vaat eden bir popüler felsefe kitabıdır.

Benedictus De Spinoza – Teolojik-Politik İnceleme
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Teolojik-Politik İnceleme Yazar: Benedictus De Spinoza Yayıncı: Dost Kitabevi Sayfa Sayısı: 135 Teolojik-Politik İnceleme, üç yüz yıldan fazla bir süre önce yazıldığında, “dinini inkar eden Yahudi’nin cehennemde şeytanla birlikte yazdığı kitap” diye adlandırılmıştı. Bugün, yine, farklı sözcüklerle de olsa benzer eleştirilerle karşılaşabilir. Belki de, manidar olan, düşünce tarihinin en çok tepki almış kitabının, ilk satırından son satırına dek, tavizsiz bir ifade özgürlüğü ve demokrasi savunusu olmasıdır. Spinoza, ifade özgürlüğüne din adına ya da devlet adına getirilen sınırlar kaldırılmadan demokrasiden sözedilemeyeceğini, demokrasinin insan doğasına en uygun rejim, demokratik bir siyasi bütünün gerçek amacının da özgürlük olduğunu yüzyıllar önce söylemişti. Modern zihniyeti sorgulamanın, insanı bir kölelikten kurtarırken, bu kez dinsel köleliğin kucağına düşürmek anlamına gelmediğini de… Teolojik-Politik İnceleme, Latince Fokke Akkerman edisyonunu temel alan Jacqueline Lagrée ve Pierre-François Moreau’nun yaptıkları Fransızca çeviriye (1999) dayanmaktadır. Ayrıca, Charles Appuhn’ün artık klasikleşmiş Fransızca çevirisine de karşılaştırma için başvurulmuştur. Metnin redaksiyonu Atilano Dominguez’in İspanyolca, Carl Gebhardt’ın Günter Gawlick tarafından gözden geçirilmiş Almanca ve Michael Silverthorne ile Jonathan Israel’in İngilizce çevirileriyle karşılaştırılarak yapılmıştır. Spinoza’nın kullandığı kavramları tutarlı ve bütünlüklü bir şekilde karşılayabilmek için Latince özgün metinden de yararlanılmıştır.

Benedictus De Spinoza – Politik İnceleme
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Politik İnceleme Yazar: Benedictus De Spinoza Yayıncı: Dost Kitabevi Sayfa Sayısı: 113 Bu kitap, Spinoza eserleri arasında Tractatus Theologico-Politicus’tan en çok uzaklaşanıdır. Tractatus Politicus özerklik kaygısını siyasi bütünün güvenliği önüne çıkarırken, berikinde düzen ve güvenlik kaygısı özerkliğin önüne geçer. Kitabın yazıldığı dönemde Hollanda’yı saran siyasi huzursuzluk, Spinoza’ya kitlesel şiddeti önlemenin bu yolunu düşündürtmüş olabilir. Yine de, Spinoza için devletin amacı insandır. Bu amaç Tractatus Theologico – Politicus’a bile çeşitli düzlemlerde ortaya çıkar. Devlet sırrına ilişkin söylediklerinde olduğu gibi…

Aydın Çubukçu – Mantık ve Diyalektik
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Mantık ve Diyalektik Yazar: Aydın Çubukçu Yayıncı: Evrensel Basım Yayın Sayfa Sayısı: 224 Bu kitap, mantığın ilerleyişini, evrenin bağıntılı bir bütün olduğuna ilişkin tasarımların ve düşüncelerin çok eski zamanlardan gelen büyük sarmalı üzerinde özetliyor. İnsanın bütün tarihsel eylemi, eninde sonunda bir bağıntıyı koparmak ve bir yenisini yaratmak olarak yalınlaştırılabilir; ama kendi eylemiyle gittikçe daha bağıntılı ve bütünsel kıldığı bu dünya, ona, önceden ve dışarıdan bu haliyle verilmiş gibi görünür. Yabancılaşmanın en yüksek biçimi, metafizik, buradan doğar. Bu yüzden bu kitap ´tepe üstü´ duran ´soyut evrensel düşünce´deki ya da insan ve tarih dışı ´maddi dünya´daki diyalektiği değil, tarih ve toplum içindeki insanın ilişkilerinde ´ayakları üzerine dikilmiş´ bir diyalektiği anlamaya çalışıyor.

Ali Osman Gündoğan – Bergson
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Bergson Kitap Serisi: Fikir Mimarları Serisi 10. Kitap Yazar: Ali Osman Gündoğan Yayıncı: Say Yayınları Sayfa Sayısı: 160 Yaşadığı dönemde, hem Fransa’da hem Fransa dışında haklı bir üne kavuşmuş olan Bergson, ele aldığı konulara yaklaşma biçimi ve yazılarında kullandığı üslup dolayısıyla meslekten felsefecilerden farklı, benzetmelerle yüklü, sanat değeri de felsefi değeri kadar yüksek denebilecek eserler üretmiştir. Bergson)un bu tavrı, onun izlenmesine olan ilgiyi artırmış, kısa sure içerisinde eserleri, Türkçe de dahil olmak üzere pek çok dile çevrilmiştir. Yazma ve konuşma tarzının çekiciliği yanında, içinde yaşadığı dönemin büyük toplumsal-siyasal olayları karşısında da bir eylem adamı olarak tavır takınan Bergson, felsefe tarihi hakkındaki derin bilgisi, biyoloji ve psikoloji alanlarına ait spesifik denebilecek bir derinliğe sahip olması, dolayısıyla disiplinler arası bağlantıları da kurma yeteneği sayesinde sadece felsefe alanında değil, pek çok alanda onu, kendisine başvurulan bir düşün adamı kılmıştır. Ali Osman Gündoğan

Albert Caraco – Post Mortem
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Post Mortem Yazar: Albert Caraco Yayıncı: Versus Kitap Sayfa Sayısı: 112 Yirminci yüzyılın az sayıdaki karanlık, nihilist düşünür-yazarlarından Albert Caraco külliyatı, ‘Kaosun Kutsal Kitabı’nın ardından ‘Post Mortem’le devam ediyor. Caraco’nun en anlaşılır metni olsa da, Eser’in bütünlüğüne dahil: Son derece yalın, ama aynı ölçüde incelikli, ‘alengirli’, daima muhteşem, daima katlanılmaz. Caraco’nun paradokslardan aldığı haz bu kısa ve otobiyografik metnin her yanından fışkırıyor. Müteveffa ‘Sayın Anne’nin ardından yazılan bu metin sevgi ile nefretin incelikli oyunlarının sergilendiği ender eserlerden biri. Nefretini açıkça ifade eden Caraco, nevropatça tiksindiği yaşamının kaynağı olan, doğuran, hadım eden bu ‘Sayın Anne’ figürü karşısında sevgisini de gözler önüne serer. Bu ‘hayal kırıklığına uğramış hümanist’in, bu ‘insanlık holocauste’u tellalı’nın gözünden, tek lütfa değer varlığa, ‘Sayın Anne’ye yazılmış bu ‘kara-lama’, Caraco’nun soğuk nesnelliğiyle gizlemeye çalıştığı ama bütün ketlenmelerinin ve yaratısının belki de temellerinde bulunan bir kırılganlığın, acının, en güzel, en lirik ifadelerindendir. Bu yas anlatısı, aynı zamanda, Ezeli Dişi üzerine, her varlığın içindeki tensel ve tinsel dişi üzerine de bir tefekkürdür. Her sayfada tek paragraflık yazı tarzıyla, Caraco, tekrar tekrar okumaya, düşünmeye ve belki de boşlukları, kâğıdın, yaşamın boşluklarını doldurmaya ya da bu boşluklara bakabilme cesaretine sahip olmaya davet ediyor bizi…

Louis Althusser – İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları Yazar: Louis Althusser Yayıncı: İthaki Yayınları Sayfa Sayısı: 152 İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları, Althusser’in 1970 Haziranı’nda La Penseée’de yayınlanır yayınlanmaz bütün dünyada büyük yankılar uyandıran ve yankıları hâlâ devam eden aynı adlı ünlü makalesini, bu makalenin 1969 tarihli ilk versiyonunu ve La Penseée’de yayınlanan makalede dile getirilen fikirlere yönelik eleştirilere Althusser’in Aralık 1976 tarihinde -ve bu tarih itibariyle- verdiği cevapları içeren bir derlemedir. Karl Polanyi, “yoksulluk” toplumda süren “doğa”dır, demişti. Çoktandır sadece kendilerini ve kendileri gibi düşünenleri ideolojinin dışında, başkalarını da daima ideolojinin içinde gören siyasi, felsefi, dini, ahlaki, kültürel ve etnik kamplarla kuşatılmış haldeyiz. Üstelik her meselede sadece kendilerini haklı başkalarını haksız, kendilerini iyi başkalarını kötü, kendilerini doğru başkalarını yanlış görmekteler. Güzellik ise sadece onlara has, başkaları çirkin de üstelik… Ve en kötüsü, aynı/özdeş olanı dost ve başka/farklı olanı daima (inkar ve asimilasyon işe yaramadığında) imha edilmesi gereken düşmanlar olarak görüyorlar, tıpkı “doğa” durumunda olduğu gibi! Althusser, işte bunun, yani ideolojinin neden, nasıl ve niçinini anlatıyor, belli ki kimsenin okuduğu yok bu kitabı!

H. J. Störig – İlkçağ Felsefesi
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: İlkçağ Felsefesi: Hint – Çin – Yunan Yazar: H. J. Störig Yayıncı: Yol Yayınları Sayfa Sayısı: 305 Batı’da yazılmış olan çoğu felsefe tarihinin dar sınırları bu kitapta aşılmış ve gerçeği akıl yoluyla arama serüveninin anlatılmasına Eski Yunan felsefesinden değil, ondan hiç de aşağı kalmayan, Eski Hint ve Çin’de gelişmiş olan düşüncelerle başlanmıştır. Eski Hint ve Çin düşüncesinin felsefe tarihi çerçevesi içine alınması pek çok konuya yeni ve geniş bir bakış açısı getiriyor. Bu kitapta, en derin felsefi düşünceler bile, yalnız felsefecilerin anlayabileceği ağır bir felsefe diliyle değil, rahat ve sürükleyici bir konuşma diliyle anlatılmaya çalışılıyor. Pek çok kez basılmış, gözden geçirilmiş olan bu çalışma, geniş bir okuyucu kitlesinin ilgisini çekmiş ve kalıcı bir başarıya ulaşmıştır. Almanya’da öğrencilere yardımcı ders kitabı olarak önerilmiştir.

Crispin Sartwell – Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik Yazar: Crispin Sartwell Yayıncı: Ayrıntı Yayınları Sayfa Sayısı: 190 Platon’dan beri felsefe, hakikati gerçeklik yerine kavramlarda aramayı seçmiş; kavramlar dünyasının o tasarlanmış cazibesi karşısında, dünyevi olan daima yetersiz görülmüştür. Sonuç: kendi bedeninden, duygularından kaçmaya, arınmaya çalışan ve durmaksızın kavramların saf, renksiz, kokusuz, ideal güzelliğine erişmek için didinen modern insandır. Sartwell, Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik’te felsefenin soyut, steril dünyasından, acıları ve kötülükleriyle hayatın çıplak gerçekliğine açıldığımızda nelerin olacağını gösteriyor bize. Alışık olmadığımız kişisel bir dille şenlik ve aşka; elbette nefret ve ölüme, kısaca hayata çağırıyor bizi, hem de üniversite kürsüsünden, felsefesinin sayfaları arasından…Sartwell tezleri Nietzsche, Havel, Heidegger ve Bataille’ın görüşleriyle harmanlıyor; Amerikan yerlileri ve Uzakdoğu’nun geleneklerine kulak veriyor. Ona göre, tüm ahlaki değerler olması gerekeni anlatır; olanın eksik var olduğunu söyler, gerçekliği inkar eder. İhlal ise yaşamaya “evet” demektir. Çünkü yaşadığımızı günahlarımızla, suçlarımızla, korkularımızla, acılarımızla anlarız. Dünya erdem ve güzellik kadar sidik, bok ve nefretle birlikte vardır. Aşk kadar nefret de hayatın gerçeğidir; olduğu gibi olumlanmaya ve sonuna kadar yaşanmaya layıktır.Sertwell edepsizliği savunuyor. Ona göre, her edepsiz söz ya da fiil bedeni çağrıştır. Oysa uygarlık adına beden men edilmiş, bastırılmıştır; doğal kokuları parfümlere boğulmuş, faaliyeti kapalı odalara hapsedilmiştir. “Uygar insan” sınırlılığını inkar ederek, ölümünden, duygularından,…

Voltaire – Candide Ya Da İyimserlik
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Candide Ya Da İyimserlik Yazar: Voltaire Yayıncı: Karmen Klasikleri Sayfa Sayısı: 194 Politik taşlamalar eskiyince çok fazla işe yaramazlar genelde. Ama bazen ufak bir yergi, sanatsal ustalığı ve evrenselliği sayesinde hiçbir zaman eskimez. Candide bunlardan biri. Aydınlanma devrinin “Rönesans adamı” tarafından kaleme alınan bu ufak taşlama 1750’lerin politik ve felsefi tartışmalarına, anlaşmazlıklarına ışık tutuyor. Alman filozofu Gottfried Wilhelm Leibniz’in “metafiziksel iyimserliğine bir yanıt olarak yazılan Candide, sevgilisi Matmazel Cunegonde’a kavuşmak için dünyanın dört bir yanına geziler yapan ve karşılaştığı tüm olumsuzluklara karşın (zorla orduya alınıyor, kırbaçlanıyor, dolandırılıyor, soyuluyor, sevgilisinden koparılıyor, Engizisyon tarafından işkenceye uğratılıyor, vs.vs.) yaşam sevgisini yitirmeyen ve güzel bir yaşam sürebileceğine inanan saf bir delikanlının öyküsünü anlatıyor. Sonunda Candide sevgilisi ve yardımcılarıyla yalnızlığa çekilince, gerçek mutluluğun aşırı idealizm ya da bulanık bir metafizikle değil, “kendi ufak bahçesini ekip biçmekte yarattığını fark ediyor.

Soren Kierkegaard – Kahkaha Benden Yana
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Kahkaha Benden Yana Yazar: Soren Kierkegaard Yayıncı: Ayrıntı Yayınları Sayfa Sayısı: 279 Büyük bir dehanın tanınmaması elbette üzücü; ama yanlış tanınması daha da beter. Ne yazık ki Kierkegaard bu iki durumu da dramatik şekillerde yaşadı ve yer yer de yaşamaya devam ediyor. Yaşadığı dönem olan XIX. yüzyılda kendi insanları tarafından anlaşılamadı; çünkü düşünceleri, eserleri onları kat kat aşıyordu. Kierkegaard’ın üzerine örtülen ölü toprağından sıyrılıp varlığını yeniden göstermesi için XX. yüzyılın başlarını beklemek gerekti: Yani “birey” kavramının yavaş yavaş uç verdiği, özleri bir “sistem” inşa etmeye dayalı felsefelerin çözülmeye başladığı bir zaman dilimini. Geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran pek çok düşünür ve yazar Kierkegaard’dan önemli ölçüde yararlanmışsa da, Kierkegaard’ı merak eden okurlar onun “yanlış” bir kitabından başlamak ya da hakkındaki yanıltıcı yorumları ciddiye almak suretiyle bir anlamda onu gözden kaçırmışlardır. İşte bu kitap Kierkegaard’ı tanıdığını sananlar, hakkında şöyle bir “tanıtım” kitabı. Tanıyanlara ise kesinlikle “yeni bir bakış” kazandıracak bir eser. Kierkegaard okuru birkaç şekilde şaşırtıyor: Öncelikle yüz elli yılı aşkın zaman önce kaleme almış olduğu konular halen güncelliğini sürdürüyor. Sözgelimi, kamu, basın, özel hayat gibi kavramları derinlemesine ele alırken bugün de önemini koruyan olağanüstü tespitler yapıyor. Bunun dışında değişik karakterlerin ağzından tartışma yaratacak sözler sarf ediyor. Örneğin. “Can sıkınıtısı bütün…

Soren Kierkegaard – Ölümcül Hastalık Umutsuzluk
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Ölümcül Hastalık Umutsuzluk Yazar: Soren Kierkegaard Yayıncı: Doğu Batı Yayınları Sayfa Sayısı: 143 Soren Kierkegaard; şu Danimarkalı filozof, varoluşçuluğun babası… Kierkegaard’a göre umutsuzluk evrenseldir, çünkü insan sonluluktan sonsuzluğa geçişi umutsuzluk yoluyla gerçekleştirir. Umutsuzluk kaçınılmazdır, onu bir an olsun yabana atamayız. Benliğin iflah olmaz hastalıklarına karşılık umut üzerine topyekûn iyimser bir felsefe geliştirmek ruhumuza yapılabilecek en ağır saldırılardan biridir. Bir mustarip kötü bir teselliyle avutulabilir mi? Umut üzerine gerekli-gereksiz sarfedilen sözler ölümcül bir hastanın yanında yapılan gaflara benzeyecektir ve pek az teskin edicidir! Oysa umudunu sonuna kadar tüketmiş bir ruh hali gerçeği kavramak adına daha doğru bir adım atmış olur. Umutsuzluk kaçınılmazdır, insanın karşıtların bir sentezi olmasının, daha doğrusu diyalektik bir varlık oluşunun gereğidir. Sonlu varlığı ile sonsuz varlığı arasına sıkışan insan “kendi olma” sürecini umutsuzluk içinde yaşar. Kierkegaard için umutsuzluk ölümcül hastalıktır. “Bu hastalıktan ölünmesinden veya bu hastalığın fiziksel ölümle sona ermesinden çok, bu hastalığın işkencesi, can çekişen ama ölemeden ölümle savaşan kişi gibi ölememektedir, sürekli bir can çekişme hali içindedir.” “Ölümcül hastalık dar anlamda kendisinden sonra hiçbir şey bırakmadan ölüme giden bir hastalık demektir. Ve umutsuzluk budur.” Umutsuzluğun özü yaşamın hiçbir şey olmamasıdır. Kierkegaard bir dinin çerçevesi içinde yapıtlar üretmesine karşılık aynı zamanda insanoğlunun en temel sorunlarını…

Walter Benjamin – Pasajlar
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Pasajlar Kitap Serisi: Kazım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi Yazar: Walter Benjamin Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 277 …Çalışmanın bütününe yakın bölümünde kendine özgü ve “mozayik” yöntemi diye adlandırılabilecek bir yöntemi uygulayan Benjamin, bütün bir dönemin kültür tarihini, genelde dikkat edilmeyen ayrıntılardan (döşeme biçimlerinden, giysilerden, akşam saatlerinin iş dönüşü kalabalığından, dedektif romanlarından, sokakların ışıklandırılmasından vb.) yola çıkarak, geliştirdiği kavramları ve dünya görüşünü “yaşayan” bir organizmanın kalıbı içerisinde sergiler. “Pasajlar”ın bu kitapta toplanan metinleri, Walter Benjamin`in kendi öngörmüş olduğu, ama kendisi hayattayken basım aşamasına gelemeyen düzenlemeye sadık kalınarak bir araya getirilmiştir. Pasajlar (Passagenwerk), Alman düşünür ve kültür tarihçisi Walter Benjamin`in (1892-1940) ilk gençlik çağından başlayarak, ölümüne kadar üzerinde çalıştığı başyapıtıdır. 19. Yüzyıl`ın Başkenti Paris`le birlikte bu alandaki çalışmalarına başlayan, daha sonra yapıtını Baudelaire üzerine kaleme aldığı incelemelerle geliştiren Benjamin, Pasajlar`la, 19. Yüzyıl7ın kültür tarihini bütün toplumsal temelleri ve 20. Yüzyıl`a ait uzantılarıyla irdelemeyi öngörmüştür. Yazar tarafından tasarlanan kapsam içersinde Tarih Kavramı Üzerine Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretilebildiği Çağda Sanat Yapıtı, XIX. Yüzyıl`ın Başkenti Paris, Charles Baudelaire: Kapitalizmin Yükseliş Çağında Bir Lirik Şair ve Baudelaire`de Bazı Motifler Üzerine, Pasajlar`ın çeşitli aşamalarını oluşturur. Çalışmanın bütününe yakın bölümünde kendine özgü ve “mozaik” yöntemi diye adlandırılabilecek bir yöntemi uygulayan Benjamin, bütün bir dönemin kültür…

Taner Timur – Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi Yazar: Taner Timur Yayıncı: Yordam Kitap Sayfa Sayısı: 494 On yıllara yayılan tarih ve felsefe okumalarına dayanan ve üç yıllık yoğun çalışmanın ürünü olan bu kitap, Taner Timur çalışmalarının yeni bir doruğunu oluşturuyor. Çalışma, tarih-yazıcılığı ile felsefe ve toplum bilimlerinin, tarih boyunca yer yer birbirleriyle buluşan, fakat çoğu zaman da birbirinden kopuk ve bağımsız bir gelişme çizgisi izleyen öykülerini anlatıyor. Felsefe ve bilimin beşiği olan Eski Yunan, tarihçiliğin de beşiği olmuştu; fakat Aristo, genelle değil, özelle uğraşan tarih-yazıcılığını bilim saymıyordu. Bu görüş, din adamları ve ilahiyatçıların kontrolü altında tüm Ortaçağ boyunca da geçerli oldu. Rönesans’ın, kutsal tarih anlayışında açtığı gedikler, 17. yüzyıl rasyonalist filozoflarının darbeleri ile genişledi ve izleyen yüzyıla da Kant’ın “Aydınlanma” dediği “aklın zaferi” damgasını vurdu. Böylece, modernizm, Weber’in “büyülerin bozulması” olarak adlandırdığı süreç sonucunda doğdu. 19. yüzyıl, Hegel’in “yöntem”inde Aydınlanma’yı diyalektik bir devinime dönüştürdü; fakat yine Hegel’in “sistem”inde tarih, “Mutlak Espri” şeklinde sona eriyordu. Marx ve Engels, Hegel’in diyalektik yöntemini benimsediler ve kapitalizmin sağladığı bütünlüğü toplum bilimlerindeki gelişmelere dayanarak tarihî maddecilik adını verdikleri kuramsal çerçevede açıkladılar. Böylece metafizik sentezin yerini sosyoekonomik analize dayanan bilimsel eleştiri alıyor ve kapitalist küreselleşmenin gizlemeye çalıştığı uzlaşmaz çelişki ortaya konulmuş oluyordu. Krizler, devrimci atılımlar ve…

Taner Timur – Marksizm, İnsan ve Toplum
Felsefe / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Marksizm, İnsan ve Toplum Yazar: Taner Timur Yayıncı: Yordam Kitap Sayfa Sayısı: 256 Kişiliğimizi hangi öğeler belirliyor? İçinde bulunduğumuz toplumsal yapılar mı? Bireysel öznelliklerimiz mi? Yoksa her iki unsurun ortak etkisi mi? Kapitalizm nasıl bir insan tipine dayanıyor? Ve bu insan tipini yaratmak için bilim ve felsefeyi nasıl seferber ediyor? Psikoloji, antropoloji, psikanaliz ve nörobiyolojinin bu sürece katkıları nelerdir? Bu sorular son elli yılın felsefe ve insan bilimleri tartışmalarının en çekici başlıklarını oluşturuyor. Bu sorulara belki de en ilginç yanıtlar insan faktörünü kapitalizm bağlamında eleştiren Marksist düşünürlerden geldi. Ve bu kitap da insan ve toplum sorunsalına çok önemli katkılarda bulunan bazı düşünürleri tanıtıyor, onların ileri sürdükleri tezleri tartışıyor. E. Balibar ve Marksist felsefe, L. Althusser ve psikanaliz, L. Sève’in Marx’a dayandırdığı kişilik kuramı ve P. Bourdieu’nün insanla toplumu, “habitus”le toplumsal “alan”ı birleştirme çabaları düşünürlerin temel eserlerine dayanılarak irdeleniyor. Ayrıca, Batı’da büyük tartışmalar yaratmış eserler ışığında, son dönemin yükselen disiplini nörobiyolojinin insan sorununa tek başına yanıt verip veremeyeceği sorgulanıyor. İnsanın “öz”ü var mı, yok mu? Varsa bu “öz” nedir? İnsan toplumun bir yan ürünü mü? Yoksa önemli bir parçası mı? Ya da insan nöron bağlantıları dışında bir gerçeği olmayan bir sinir yumağı mı? Gerçekten insan nedir?