Zeynep Selvili Çarmıklı – Pembe Fili Düşünme
Deneme / 8 Şubat 2019

Kitap Adı: Pembe Fili Düşünme Yazar: Zeynep Selvili Çarmıklı Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 208 Pembe fili düşünmemem gerekiyor. Tamam, o zaman kocaman, gri bir balina düşünürüm. Pembe fili düşünme. Balinalardı değil mi su püskürten? O kadar zaman nefeslerini mi tutuyorlar, ne yapıyorlar? Pembe fili düşünme. Geçenlerde aldığım kitabı da düşünebilirim. Pembe fili düşünme. Çok heyecanlıyım başlamak için. Pembe fili düşünme. Pembe fili düşünmemem lazım. Acaba kaç defa düşündüm? Pembe fili düşünme. Böyle de düşünmemem lazım galiba. Pembe fili düşünme. Pembe fili düşünme. Mini mini bir kuş donmuştu, pencereme konmuştu. Pembe fili düşünme. Of kaç dakika oldu acaba? Pembe fili düşünme. Dakika tutmayı unuttum galiba. Pembe fili düşünme. Pembe fili düşünme.  Acaba telefonum nerede? Kılıfı da pembe! La la la la. Pembe fili düşünme. Pembe fili düşünme.

Tuba Ezici – Adam Sandıklarımız
Deneme / 1 Ocak 2019

Kitap Adı: Adam Sandıklarımız Yazar: Tuba Ezici Yayıncı: Olimpos Yayınları Sayfa Sayısı: 160 Bu kitabı adam sandığı erkek yüzünden, yürek sandığında acılar ve hayal kırıklıkları biriktiren kadınlara ithafen yazdım. Ve sen de o adam sandığımız erkeklerden biriysen, lütfen o elindeki kitabı sakince rafa bırak… Zira içinde görmek istemeyeceğin gerçekler var.

Kürşat Başar – Bazen Unutmak İstersin
Deneme / 1 Ocak 2019

Kitap Adı: Bazen Unutmak İstersin Yazar: Kürşat Başar Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 224 Tarihin ilk dönemlerinden kalan eşyaların sergilendiği müzelere hiç gitmediniz mi? Bir yanda balta, mızrak, bıçak, ok türü şeyler öte yanda bugün de hemen hemen aynıları kullanılan küpe, gerdanlık, bilezik, göz boyası gibi şeyler… Kadınların milattan önce kullandığı kolyeler, küpeler, taraklar, bilezikler, tokalar bugün en havalı mağazalardan dünya parasına alacaklarınızla birebir aynı. Peki aynı dönemde erkekler ellerindeki bütün aletlerle uğraşa didine ne yapmış? Balta! Erkekle kadın arasındaki farkı soruyorsanız buyurun: Baltayla küpe arasındaki fark… Aşk, ilişkiler, evlilik, kadınlar, erkekler… Kürşat Başar bu kitabında hepimizin hayatına dokunan kısa hikâyeler ve yazılarla karşımıza çıkıyor. Düşündüren, sevindiren, kederlendiren, yeri geldiğinde kahkaha attıran yazılar bunlar. Kimi zaman bize can alıcı sorular soruyor, kimi zaman yine yüreğimize dokunan hüzünlü bir hikâye anlatıyor.

Boris Vian – Pornografi Üzerine
Deneme / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Pornografi Üzerine Yazar: Boris Vian Yayıncı: Altıkırkbeş Basın Yayın Sayfa Sayısı: 96 Eğer bir kadını elde etmek, bir kadeh cini ya da bir paket Gauloise sigarasını elde etmek kadar kolay olsaydı ve onun, alkol ve sigara gibi, kirli ve mide bulandırıcı bir odaya tıkılmaya zorlanmaksızın açık havada tadına bakma özgürlüğümüz olsaydı, alkolizm ve nikotin zehirlenmesi çarçabuk ortadan kalkardı ya da en azından makul ölçülere inerdi. Hükümetin tüm olanakları kullanarak kentlileri konyak içmeye, pis kokulu otlar yakmaya itelemesi ve aynı zamanda alabildiğine karmaşık ama aslında kesinlikle normal bir işlevi gerçekleştirmeye yönelmekten başka bir şey yapmayan uçkuru düşükleri ön yargılar ve diğer kurallar ile mahkum etmesi olgusunda eğlenceli bir çelişki var… Madem ki aşk, her şeye karşın, yineliyorum, sağlıklı insanların çoğunluğunun ilgi merkezidir, devletçe de engellenmekte ve tıkanmaktadır, erotik edebiyatın, devrimci hareketin bugünkü tarzı olmasına şaşırmayız biz de! Erotik kitapları okumak, onları tanıtmak, yazmak, yarının dünyasını hazırlamak ve gerçek devrime doğru yol açmak demektir… Kötülük derinlere kök salmıştır, çünkü uzun zamandır doğrunun yanında yer almıştır; sahte erotik edebiyatı, bu uzmanlığın casusluk örgütü olarak adlandırabiliriz… Sarışın bir kadınla aşk yapmak…elbette iyi…ama hiç siyahları denediniz mi? Kim cesaret edecek buna? Ya da: Güzel bir kadınla yatmak…evet…ama çirkin bir kadınla yatmanın ne demek…

Ali Fuad Başgil – Gençlerle Başbaşa
Deneme / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Gençlerle Başbaşa Yazar: Ali Fuad Başgil Yayıncı: Kubbealtı Neşriyatı Sayfa Sayısı: 62 “Gerçi muvaffak olmak, mesut (mutlu) olmak demek değildir. İnsan muvaffak olur, cemiyet içinde özlediği yerin daha üstününü bile alır da, mesut olmayabilir. Servetin, iktidar ve şöhretin son haddine varmış nice insan vardır ki, içi dâimasaâdetdünyâsının hasretiyle yanıp tutuşur. Mükellef (gösterişli) apartmanlarda, göz kamaştırıcı bir konfor ve lüks içinde yaşayan insanlar görürsün ki, bunun hepsini bir günlük saâdetle değişmeye hazırdır. Çünkü,saâdettamâmiyle gönül işidir. Ve içimizdedir. Onu kendi içimizden başka bir yerde sanıp aramak ve saâdeti sırf servet, iktidar ve şöhrette görmek çölde serabı su zannetmektir. Bununla berâber, saâdetin yolu, muvaffakiyetin yolundan ayrı da değildir. Ve saâdet ülkesi, muvaffakiyet diyârının, biraz daha ilerisindedir. Bu diyârı aşmadan saâdete erişmek, imkânsız değilse de, çok güçtür. Muvaffak olmuş bir insan için saâdete kavuşmak ise kolaydır, yalnız birazcık daha gayret işidir.”

Albert Caraco – Kaos’un Kutsal Kitabı
Deneme / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Kaos'un Kutsal Kitabı Yazar: Albert Caraco Yayıncı: Sel Yayıncılık Sayfa Sayısı: 104 20. yüzyılın son kâhin-peygamberi Albert Caraco’dan tüm insanlığa bir lanettir Kaos’un Kutsal Kitabı. Nietzsche’den bu yana hiçbir filozofun gösteremediği yıkıcı gücü taşıyan, bir münzevinin kendisine “rağmen” kültleşen metni… Soğukluğu, dolaysızlığı ve berrak karamsarlığıyla eşsiz, bir “nesnellik fanatiği”nin bedduası… Üremeye, üretmeye ve tüketmeye bir reddiye; şehirlere, beton katmanlarına, budala politikacılara, böcekleşmiş yığınlara, gökten firar etmiş tanrılara bir lanet… Çağın ender münzevi düşünürlerinden birinin kaleminden yoğun, sert, kehanet dolu, provokatif ve karanlık bir metin.

Ahmet Batman – Sabah Uykum
Deneme / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Sabah Uykum Yazar: Ahmet Batman Yayıncı: Destek Yayınları Sayfa Sayısı: 224 Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir. Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik.

Ahmet Batman – Soğuk Kahve
Deneme / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Soğuk Kahve Yazar: Ahmet Batman Yayıncı: Destek Yayınları Sayfa Sayısı: 224 Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve. İronik ve mizahi olduğu kadar keskin bir dil. Belki de çoğumuzun gündelik hayatında olan konuları anlatırken sizi ters köşeden bir bakış açısına yatırıp golü ustalıkla atıyor. Hınzır bir zekânın ürünü olan cümleleri sizi gülerken duygulandıracak, çoğu zamansa hayretler içinde bırakacak. Kahraman Tazeoğlu Batman kendi deyimiyle numune bir adam. En azından yazdıkları öyle. Kolay kolay kimseden duyamayacağınız, cesaret isteyen şeyleri açıkyüreklilikle söylüyor okura. Özellikle kadın erkek ilişkilerinin üzerindeki pembe tozu üfleyip altında yatan siyahları ve beyazları soğukkanlılıkla gösteriyor. Ne her erkek bir Romeo, ne de her kadın bir Juliet. Ertürk Akşun Topuklu ayakkabı mı yoksa ben mi? Bir kadını zorlayan bir soru olabilir. ‘Çikolata mı ben mi?’ sorusu kadar olmasa da zorlar. Sizler topuklu ayakkabısı ayaklarını vuran kadınlarsınız. Topuklarınızın altında kâğıt mendiller var. Bazılarınızın gözyaşlarını silen mendiller işte, yabancı değiller. O mendiller hep canınızın yandığı yerlerde… Çok adisiniz pembe rujlar, çekici kılıyorsunuz dudakları.

Hilmi Yavuz – Okuma Biçimleri
Deneme / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Okuma Biçimleri Yazar: Hilmi Yavuz Yayıncı: Timaş Yayınları Sayfa Sayısı: 240 Zamanın ruhu’nun, edebî okumaları, ağırlıklı olarak romana ve düzyazı türlerine doğru yönlendirdiği bir dönemde Hilmi Yavuz; şiiri, teorik okumalarla yeniden gündeme taşıyor. Geçmiş ve günümüz şiirinin biçim ve imgelem açısından ele alındığı metinlerin yanı sıra diğer sanat ve sosyal bilim dallarına ilişkin anekdotlar da Yavuz’un engin birikiminden süzülerek sayfalara yansıyor. Şiir ve poetika, okuma biçimleri, dil felsefesi odaklı metinlerle birlikte sinema, heykel, müzik, fotoğraf ve resim, sanat temalı yazıların ana başlıklarını oluşturuyor. Yahya Kemal, Sezai Karakoç, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mevlânâ Celaleddin-i Rumî, Behçet Necatigil, Hölderlin gibi sayısız yazar, şair ve dünürün eserlerine dikkati çekerken; Yunus Emre, Mozart, Cinuçen Tanrıkorur, Kamil Fırat, Rahmi Aksungur gibi birçok sanatçının dünyasına açılan kapıları aralıyor. “‘Okuma Biçimleri’nden bir edebî metnin okunma, yorumlanma ve anlamlandırılma biçimlerini kastettiğimi belirtmeliyim. Şüphesiz bir metin, birbirinden çok farklı bağlamlarda okunabilir; ama galiba, en doğrusu, öncelikle, bu bağlamların neler olduğunu ortaya koymak olmalıdır. […] Edebiyat teorileri, bunu ya yazar merkezli olarak okuma, yani ‘yazarın niyeti’ni (intentio auctoris) açığa çıkaracak bir okuma; ya metin merkezli okuma, yani ‘metnin niyeti’ni (intentio operis) açığa çıkaracak bir okuma; yahut da okur merkezli okuma, yani ‘okurun niyeti’ni (intentio lectoris) açığa çıkaracak bir okuma…

Rebecca Solnit – Kaybolma Kılavuzu
Deneme / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Kaybolma Kılavuzu Yazar: Rebecca Solnit Yayıncı: Encore Kitap Sayfa Sayısı: 192 Yolunu değiştirmek, sınırların dışına çıkmak, eve farklı yollardan dönmek, kısacası kaybolmak keşfetme imkanı sunar. Rebecca Solnit edebiyatta, sinemada, haritalarda, doğada, renklerde, resimde, fotoğrafta, şarkılarda, yollarda ve hatıralarında dolanıyor. Kişisel tarihini büyü hikayelerle ilişkilendirirken ailesinin göçmen coğrafyasında kayboluyor; kaplumbağalarla, vaşaklarla, yılanlarla göz göze geliyor; papazlarla, punkçılarla karşılaşıyor; dağlarla, çöllerle yüzleşiyor, Hitchcock’un Vertigo filminden, Keats’in şiirinden, Woolf’un günlüklerinden, Dinesen’in hikayelerinden, Yves Klein’ın mavisinden, Benjamin’in denemelerinden izleri takip ediyor. “O halde soru, nasıl kaybolunacağı. Hiç kaybolmamak, aslında yaşamamaktır ; nasıl kaybolunacağını bilmemek sizi felakete sürükler… Önemli olan bütün dünyayı kaybetmek, onun içinde kaybolmak ve bütün bu aşamalardan ruhunu bulmaktır.”

Yılmaz Erdoğan – Hijyenik Aşklar
Deneme / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Hijyenik Aşklar Yazar: Yılmaz Erdoğan Yayıncı: Sel Yayıncılık Sayfa Sayısı: 158 Kalabalık geceleri bekleyen yalnız kahvaltılar için hep acele ediyorduk. Yağsız beyaz peynir tadında ilişkiler kuruyorduk. Seviyorduk. Sevmeyi seviyorduk. Bazı elele yürüyüşlerde yağmur yağsın istiyorduk. Hangi sevdanın üstüne yağmur yağsa, biz onu aşk belliyorduk. Hijyene önem vermiyorduk. Beyaz çarşafların üstündeki lekeler aşklarımızın haritalarıydı. Hangisi biz, hangisi yavru vatan oradan anlıyorduk.

Nedim Gürsel – İzler ve Gölgeler
Deneme / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: İzler ve Gölgeler Yazar: Nedim Gürsel Yayıncı: Doğan Kitap Sayfa Sayısı: 213 “İlk kez böyle bir şeye tanık oluyorum. Doğanın nimetlerinden, gün ışığının bize sunduğu güzelliklerden körler de yararlansın diye yapılmış bir kent maketi. Gözlerimi kapatıp sivri ve yuvarlak biçimlere dokunuyorum, görme yetimi kaybettiğimi ya da doğuştan kör olduğumu varsayarak parmak uçlarımdan bilincime yansıyan bir titreşimde Basel’i algılamaya çabalıyorum. Bambaşka bir duygu bu, bir kenti yabancı bir kadın gövdesini keşfeder gibi dokunarak, okşayarak algılamak, giderek bütünleşmek onunla, caddelerinde, ara sokaklarında dolaşmak, çıkmazlarında yitip gitmek.”

Julian Barnes – Korkulacak Birşey Yok
Deneme / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Korkulacak Birşey Yok Yazar: Julian Barnes Yayıncı: Ayrıntı Yayınları Sayfa Sayısı: 272 “Tanrı’ya inanmıyorum ama O’nu özlüyorum” gibi son derece çarpıcı bir ifadeyle başlayan Korkulacak Bir Şey Yok, Julian Barnes’ın ölüm, ölümlülük, Tanrı, sanatın ölüm karşısındaki yeri gibi temalar üzerine kaleme almış olduğu, tümüyle otobiyografik olmasa bile içinde yer alan anıların kapsamı itibariyle bu yanı belirgin biçimde ağır basan bir deneme, daha doğrusu, “anı” türü çerçevesinde de değerlendirilebilecek bir deneme kitabı. Julian Barnes, yaşlılık ve ölüm temalarını daha önce de çok sayıda yapıtında, özellikle Limon Masası başlıklı öykü kitabında işlemişti. Ne var ki, bu kez, söz konusu “can alıcı” konuyu, örneklerini daha ziyade edebiyat ve müzik, kimi yerde de bilim ve tıp dünyasından ustalıkla seçtiği, çok daha geniş bir deneme alanına taşıyor. Başta ünlü Fransız yazar Jules Renard olmak üzere Montaigne, Stendhal, Daudet, Somerset Maugham, Arthur Koestler gibi edebiyatçıların ya da Ravel, Rahmaninov, Şostakoviç, Prokofyev ve Rossini gibi müzisyenlerin ilginç tanıklıklarına yer ve-rerek, hepimizin mutlaka karşılaşacağımız bu kaçınılmaz ve “korkutucu olmayan” insanlık halini var olabilecek bütün boyutlarıyla irdelemeye girişiyor. Metnin dikkat çeken bir başka leitmotif özelliği de, Julian Barnes’ın tüm deneme boyunca, felsefeci olan ağabeyi Jonathan Barnes’la girmiş olduğu “yer yer çekişmeli, yer yer görüş birliği içinde cereyan…

İnci Aral – Yazma Büyüsü
Deneme / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Yazma Büyüsü Yazar: İnci Aral Yayıncı: Kırmızı Kedi Yayınevi Sayfa Sayısı: 168 “Sevgili Okur, Senin herkese açık bir mektubun alıcısı olabileceğinden kuşku duyuyorum. Çünkü aramızda her zaman çok daha özel bir ilişki oldu. Yakınlığımız basılı kâğıtlardan ibaret değil. Ben gözlerinin gezindiği sayfalarda yaşayan biriyim ve sana sözcükler aracılığıyla sesleniyorum. Bu yüzden sevgine olduğu kadar yargılamana da açığım. Kim olduğunu hem biliyorum hem de bilmiyorum. Hem bilmek hem de bilmemek istiyorum. Sesimin sana nasıl, ne kadar uzanabildiğini elbette merak ediyorum. Çünkü ben seni sarsmak, eğlendirmek, unutmuş olduklarını hatırlatmak ve aşındırdığın soruları yeniden canlandırmak için yazıyorum. Ben yalnızca yaşama ayak uydurma güçsüzlüğüm taşıyamayacağım kadar ağırlaştığında kaleme sarılıyorum. O zaman gerçeği kurmacanın ve yanılsamanın araçlarıyla kendimce yeniden tanımlamaya uğraşıyorum. Bunu yapmaya çalışırken kapıldığım umutsuzluğu sana anlatamam. Yazma tutkumun vazgeçilmezliği belki de bunu yenmeye yöneliktir, özü budur.”

Özgür Bacaksız – Deli Çocuğun Güncesi
Deneme / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Deli Çocuğun Güncesi Yazar: Özgür Bacaksız Yayıncı: Destek Yayınları Sayfa Sayısı: 128 “Bazen insanlar kadar paragraflar da anlamsızlaşır. Hiçbir sözcük seni anlamaz, anlatamaz, yazdıramaz. Çaresiz bırakırlar seni, suskunluğa terk edersin kendini. Sonra biraz daha acı çekersin, hüzün çuvalına eklersin bir şeyler, tekrar yazmaya kalkarsın ve sonra fazlasıyla yazarsın.’ “Büyümemde, delirmemde, yalnızlığımda emeği geçen herkesin gözlerinden öperim”