Gün Zileli – Ev (1946-1954)
Anı / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Ev (1946-1954) Yazar: Gün Zileli Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 136 “Filistinli Ebu Suut el Haravi, ‘evinden kaçmaya zorlandığın için utanma’ diyor. Türkçede tam öyle değil ama birçok dilde ‘ev’, yaşanan yurdu da temsil ediyor. Gittikçe azalan aile fertlerinin birlikte yaşadığı aile ocağını terk edeli yaklaşık otuz beş yıl oluyor. Neredeyse on beş yıl geçecek, ‘yurt’ anlamındaki ‘ev’den kaçmak zorunda kalışımın üzerinden. Utanmıyorum. Kader de utanmasın. Utanması gereken başkaları var.” Gün Zileli Türkiye sol hareketinin önemli isimlerinden biri olan Gün Zileli politik geçmişini, daha önce yayımladığımız Yarılma, Havariler ve Sapak’ta bütün açıklığıyla anlatmıştı. Elinizdeki kitap bir açıdan o üçlemenin öncesi, diğer bir açıdan ise tamamlayıcısı. Zileli bu kitabında kendi ‘özel’ine dönüyor, çocukluğunu ve evini hikâye ediyor. ’40’ların sonu ve ’50’lerin başında yaşanan toplumsal dönüşümün orta sınıf Cumhuriyet aydını bir ailedeki yansımaları, o hayatlarda ve insanlarda yarattığı değişim… Anılarında karşımıza çıkan tiplerin evveliyatları… Hem anıların ayrılmaz bir parçası hem de başlı başına edebiyat tadında bir dönem anlatısı…

Mehmet Barlas – Turgut Özal’ın Anıları
Anı / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Turgut Özal'ın Anıları Yazar: Mehmet Barlas Yayıncı: Birey Yayınları Sayfa Sayısı: 368 *”Menderes’in vizyonu vardı. Ama neyi, nasıl yapacağını bilmiyordu! İsmet Paşa çok tutucuydu… Demirel’in vizyonu, 70’lerden sonra iyice geriledi!” *”Türkiye’yi 27 Mayıs’tan beri seçilmişler değil, atanmışlar yönetiyor.” *”Rejim memurları kobay olarak kullanmış…” *”Namaz kılmayı üniversitede öğrendim…Gizli gizli Arapça ezan okurduk.” *”Bizi susturabildikleri anda yeni sistem ölecek, eskiye dönüş olacaktır.” Elinizdeki kitapta, ülkemizin en yetkin gazetecilerinden Mehmet Barlas’ın Cumhuriyet döneminin en çok tartışılan, en vizyoner liderlerinden rahmetli Turgut Özal’la hayatının son yıllarında gerçekleştirdiği röportajlar yer alıyor. Kitapta Özal, ülkemizin dünü, bugünü ve geleceğine ilişkin hala geçerliliğini ve önemini koruyan görüşler dile getiriyor. Yayınevimiz, ülkemizin ve dünyanın devasa sorunlarla, açmazlarla ve belirsizliklerle karşı karşıya kaldığı bir zaman diliminde Özal’ın Anıları’nı yayımlayarak siyaset ve ekonomi dünyamıza anlamlı bir katkıda bulunuyor. Barlas’ın kitabı, yabancı kaynaklarda Özal hakkında en fazla referans olarak başvurulan kitaplardan biri.

Nihat Erim – 12 Mart Anıları
Anı / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: 12 Mart Anıları Yazar: Nihat Erim Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 630 Cumhuriyet tarihinin ikinci askeri müdahalesinin yapıldığı 12 Mart döneminin başkanı Nihat Erim, olağanüstü koşullar’ın hüküm sürdüğü bir dönemi anılarıyla aydınlatıyor. 12 Mart Anıları..Ortanın solunda bir akademisyen, insan hakları savunucusu ve olası T.C. Cumhurbaşkanı adayı olan Erim, bir askeri müdahale sırasında başbakanlık gibi önemli bir görev neden ve nasıl kabul etmişti? 12 Mart Anıları, dönemin olaylarını Erim’in kaleminden kişisel savunması olarak anlatıyor, ileride yazılacak tarih bilgisine ışık tutmayı amaçlıyor.

Erol Manisalı – Denktaş’ın Öbür Yüzü
Anı / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Denktaş'ın Öbür Yüzü: Rauf Denktaş'la Siyaset Dışı Anılar Yazar: Erol Manisalı Yayıncı: Kırmızı Kedi Yayınevi Sayfa Sayısı: 88 Bu kitap 1975 yılında başlayan samimi bir dostluğun hikâyesini anlatıyor. Değerli bilimadamı Erol Manisalı Kıbrıs’taki mücadelesiyle yakın tarihimizin en önemli isimlerinden birisi olan Rauf Denktaş’la ilgili siyaset dışı anılarını aktarıyor. Manisalı’nın Denktaş ile tanışıklığı çok eskiye dayanıyor. Uzun ve çileli bir yol arkadaşlığı bu. Manisalı, Rauf Denktaş’ı uluslararası arenada KKTC’nin haklı tezlerini canla başla savunduğu yıllarda da, Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde kenara itilmeye çalışıldığı dönemde de yakından izliyor. Bu yakınlığı sayesinde bilinenden çok farklı bir Rauf Denktaş resmi çiziyor. Yaşamını KKTC uğruna mücadeleye adamış, siyaset denizinin dalgalarıyla sertleşmiş bir liderin mütevazı, muzip ve derin iç dünyasına dair benzersiz izlenimlerini ve anılarını okuyucuyla paylaşıyor.

Jean Dominique Bauby – Kelebek ve Dalgıç
Anı / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Kelebek ve Dalgıç Yazar: Jean Dominique Bauby Yayıncı: Nemesis Kitap Sayfa Sayısı: 144 Sol Ayağım gibi klasik olmaya aday, gerçek bir yaşam öyküsü… Kelebek ve Dalgıç, yaşanmış bir hikâyenin anlatısıdır. Jean-Dominique Bauby beyin kanaması geçirir; yolunda giden hayatı artık bir çıkmaza girmiştir. Onun için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Artık vücuduyla yapabildiği tek şey, göz kapaklarından birini oynatabilmektir. İnsanlarla iletişim kurmak için kullanabileceği tek yol budur. Yine de umut… Hep vardır umut. İnanmaktan vazgeçmeyen insan birçok şeyi başarabilir. Jean-Dominique Bauby de bu kitabı sadece göz kapağını oynatarak, alfabedeki yerlerini işaret ettiği harfler sayesinde yazdırmayı başarmıştır. O nedenle bu kitap kısadır ama açacağı kapının önünüze sereceği yol çok uzundur. İnsan olmanın çekirdeğini, özünü anlatan bu kitabın söylediklerini dinlemeliyiz. – Robert McCrum, Observer – Bu kitabı okuyun ve hayatınıza yeniden âşık olun. – Edmund White – Sarsıcı bir çalışma. Aklın ve ruhun inanılmaz gücünü yazıyla harmanlayarak mutlaka okunması gereken bir hikâye sunuyor. – A. L. Kennedy – Günümüzün en dikkate değer yaşam öyküsü, hatta belki de tüm zamanların demeliyiz. – Cynthia Ozick –

Patti Smith – Hayalperestler
Anı / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Hayalperestler Yazar: Patti Smith Yayıncı: Domingo Yayınevi Sayfa Sayısı: 92 “Bu kitapta yer alan her şey gerçek; aynen olduğu gibi yazıldı. Onu yazmak ölü toprağını üzerimden çekip aldı; umarım bir ölçüde okurun da içini nedensiz bir neşeyle doldurmayı başarır.” Patti Smith Çoluk Çocuk ile gönülleri fetheden Patti Smith, bu küçük, adeta ışık saçan anı kitabında çocukluk yıllarına dönüyor ve yaşamının ilk kutsal deneyimlerini yeniden ziyaret ediyor. Anıları o denli canlı, o denli renkli, o denli parlak ki, çoğu kez gerçeküstünün eşiğinde dolanıyor. Hayalperestler, küçük bir kız çocuğunun hayalperestliğin anlamını ve uçuşan düşünceleri yakalayıp kurtarmanın sırrını keşfederek kendini bulma öyküsü. Çoluk Çocuk hiç bitmeseydi diyenler için… “Çocukken ne mutluyuzdur. Işık, mantığın sesiyle nasıl da körelir. Bu hayatta taşı düşmüş yüzükler gibi dolanıyoruz.” Hayalperestler syf.75

Elias Canetti – Gözlerin Oyunu
Anı / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Gözlerin Oyunu Yazar: Elias Canetti Yayıncı: Payel Yayınları Sayfa Sayısı: 371 Elias Canetti’nin anılarının üçüncü ve son cildini oluşturan ve 1931 ile 1937 yılları arasında yaşanmış “Bir Yaşamın Öyküsü”nü içeren Gözlerin Oyunu en az özyaşamöyküsün ilk iki cildini oluşturan Kurtarılmış Dil ile Kulaktaki Meşale kadar ilginç olmasının yanı sıra, yazınsal değeri açısından da gene ilk iki kitap gibi yazarın yeteneğini en iyi sergileyen ürünlerinden biridir. Kitap, eşsiz bir yazınsal yeteneği bir kez daha gözler önüne sermenin yanı sıra, dönemin sanat dünyasından yazarın yaşamına giren ünlü kişileri de bilinmedik yönleriyle okura tanıtmaktadır. Canetti, 1931 yılında, otuz yaşına yaklaşırken sanat dünyasındaki en önemli gelişmelerin yaşandığı, yazarlık kıvılcımlarının tutuştuğu Viyana’da karşılaştığı, tanıştığı aydınları kendi ağızlarından bize anlatmakta, Robert Musil, Alban Berg, Hermann Broch, James Joyce, Thomas Mann, Franz Werfel, Ressam Oskar Kokoschka, yontucu Wotruba, orkestra şefi Hermann Scherchen gibi çağının en büyük yaratıcılarını bize tanıtmaktadır. Canetti, bu kitabında çizdiği portreler ve yarattığı atmosferle, dünyanın büyüleyici olduğu kadar merak uyandıran bir döneminin renklerini de gözler önüne sermektedir.

Mina Urgan – Bir Dinozorun Anıları
Anı / 30 Aralık 2018

Kitap Adı: Bir Dinozorun Anıları Yazar: Mina Urgan Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 360 İngiliz edebiyatı ‘duayenimiz’ Mina Urgan, bu kez anılarıyla, bir yaşama ustası olarak karşımızda. Mina Urgan ‘Bir Dinozorun Anıları”nda açık yürekli, yalın ve naif bir dille anlatıyor; kendini, çevresindekileri ve bir coğrafyada olan biteni… Halide Edip, Necip Fazıl, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Sait Faik, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Atatürk ve başka pek çok isimle zenginleşmiş bir ömrü…” Oğuz Atay’ı ayaküstü ve o kadar az gördüm ki, onunla ilgili ancak bir tek izlenim edindim: Koskocaman bir kediye benziyordu tıpkı. Çok kocaman ve çok güzel bir kediye, öyle benziyordu ki, ona elimi uzatınca ‘miyaaav’ diyeceğini sandım. Miyavlayacağı yerde ‘tanıştığımıza memnunum’ deyince şaşırıp kaldım.” Mina Urgan’ın anılarını bazen coşkuyla bazen buruklukla ama hep gülümseyerek okuyacaksınız.

Henri Alleg – Sorgu
Anı / 19 Aralık 2018

Kitap Adı: Sorgu Yazar: Henri Alleg Yayıncı: Evrensel Basım Yayın Sayfa Sayısı: 80 Fransa, sömürgesi Cezayir’de başlayan ulusal kurtuluş savaşını bastırmak için her yola başvurdu. Emperyalist işgalciliğin bağnazlığı, işkencesi ve ırkçı vahşeti bu kez Fransız devletinin imzasını taşıyordu. İşkence tezgahına götürülen binlerce Cezayirlinin arasındaki sayısı az Fransızlardan biri olan gazeteci Henri Alleg, işkencede pek çok direnişçinin söylediği “bilmiyorum” sözcüğünü, daha bükülmezce kullandı… “Size söylemeyeceğim!…” Alleg’in “Sorgu”su, bu süreci anlatıyor. Ancak, bunun yalnızca işkenceyi teşhir etmekle sınırlı bir kitap olduğunu düşünmemeliyiz. “Demokrasinin” doğum yeri sayılan bir “uygar ülke”nin, bir başka halka karşı sömürgeci vahşetini bütün çıplaklığıyla anlatan gerçek bir eserdir. Bir dönüm noktasıdır “Sorgu”. Fransız aydınları derin bir suskunluk içinde iken yayınlanan “Sorgu” “Özgür Fransa”nın bağımsız mahkemelerince yasaklandı. Ancak ardından, Fransa’da on binlerce satıldı, birçok dile çevrildi. İşkencenin sistematik bir şekilde uygulandığı Türkiye’de “Sorgu”yu yeniden basmak, güncel bir ihtiyacı karşılamaktır gerçekte.

Behçet Necatigil – Serin Mavi
Anı / 18 Aralık 2018

Kitap Adı: Serin Mavi Yazar: Behçet Necatigil Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 112 Her şey gibi bu mektubu da sana -belirtmeye pek lüzum yok ya- o çıfıt çarşısından farksız, eşyalar mezarlığı geniş, rezil ve muhterem odanın, üstü tornavidalar, paslı çiviler, bileği taşları ve binbir şeyle dolu ezeli masanın başında yazıyorum. Sabahtır; vaziyet fecidir. (Son kelimenin aramızda, karşılıklı gurur ve onurlarımızı bilemek için numara olduğunu unutma.) Ve beni hiç merak etme Eskimo: “Işıyan bir köşe ergeç benim / Sen benim geçidimsin beyaza”. Ben sadece kalemi yola getirmeye çalışıyor, şiir yazmaya hazırlanıyorum. Ben belki de, bu tatil başka hiçbir şey yapmayacak, esaslı beş altı şiir yazmaya bakacağım (Tanrı izin verir de yazabilirsem). Ve nedir biz “küçük aile”nin kazancı, hayattan?- Birbirimize karşı derinlerde sevgi ve şiirlerden başka?”

Marlo Morgan – Bir Çift Yürek
Anı / 18 Aralık 2018

Kitap Adı: Bir Çift Yürek Yazar: Marlo Morgan Yayıncı: Klan Yayınları Sayfa Sayısı: 211 Bugüne dek size iki kitabı “mutlaka” diye tavsiye ettim… Martı ve Simyacı… Bu üçüncüsü… Bir Çift Yürek… Bu kitaptan çok alıntı yapacağım… Çok söz edeceğim… siz de kitabın sayfalarını çevirirken bana kim bilir kaç defa teşekkür edeceksiniz, adım gibi biliyorum…” -Hıncal Uluç, Sabah Gazetesi Batıyı Sarsan yürek!… Çevrenize yabancılaşmaya başladınızsa okuyun derim, bir kapı mutlaka aralanacak!…” -Ayça Atikoğlu, Milliyet Gazetesi “İnsanlığın çoktan yitirdiği geçmişini merak edenler için.” -Füsun Özbilgen, Posta Gazetesi “Bu haftasonu bu kitabı okuyun, Pazartesi hayata yeni -ve daha iyi- bir insan olarak başlayın! -Murat Birsel, Sabah Gazetesi

Talat Aydemir – Hatıratım
Anı / 17 Aralık 2018

Kitap Adı: Hatıratım Yazar: Talat Aydemir Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 584 Talât Aydemir’in anılarının bir bölümü 1965 yılında Akşam gazetesinde tefrika edilmiş ve hemen sonra MAY yayınları tarafından ilk cildi yayımlanmıştı. Kitap Aydemir’in kendi el yazısı ile kaleme aldığı bütün anılarını kapsamaktadır ve tamamı ilk defa yayımlanmaktadır. YKY, Aydemir’in Hatıratım’ıyla tarihe bir kayıt daha düşmektedir. “Ahlak telakkilerinin herkese göre değişmiş olduğunu mahkeme safhasında daha iyi anlamış oldum. Mahkeme huzurunda konuşan sanık ve avukatlar en büyük karakter imtihanını vermişlerdir. Mahkemelerden ceza almak veya almamak bu gibi ihtilâl davalarında bence bir mesele teşkil etmez. Esas olan insanları cemiyetler mahkûm ederse kurtuluş çaresi yoktur. İnandığım bir dava uğrunda bilerek, içten gelen bir inanışla mücadele ettim. Şimdi cezamı seve seve çekeceğim. Çünkü müstahakım. Beraber yola çıktığım kadroyu iyi seçememişim. Hayatta daima hareketlerimi sözlerime uyduran bir insanım. Aksini yapan sahte idealistlerden de artık kurtuldum.”

Oğuz Tektaş – Seksenler
Anı / 2 Aralık 2018

Kitap Adı: Seksenler: 80'li Yıllarda Gündelik Hayatımız Yazar: Oğuz Tektaş Yayıncı: Çatı Kitapları Sayfa Sayısı: 352 80’li Yıllarda Gündelik Hayatımız Annelerimiz eşyalarını özenle korur, bozulduklarında ertesi gün yerine yenisinin gelmeyeceğini bilirlerdi. Hemen hepsinin elinde bir iğne iplik önlüklerin sökükleri okula gitmek üzereyken ayaküstü dikilirdi. Günlerinde kek, börek, “bir çay daha!”, poğaça, “Ay! Komşu tatlıda mı yaptın!” derken başlarlardı şişmanlamaya. Evlerini yuva yapmaya çalışırken yorulurlar, ama asla yorgun olmazlardı. Sokağımızdaki teyzeler annelerimiz gibiydi. Susadığımızda evlerine girer su içerdik. Koşar, düşer, terleriz, burnumuz akar. Üzülür, ağlarız yine akardı. Kollarımıza silerdik burunlarımızı. Gömleğimizin, kazağımızın, gocuğumuzun, uzun kollu neyimiz varsa hepsinin uçları meşin gibi olurdu. Kelebekler konardı omuzlarımıza, uğurböcekleri en sevimli halleriyle kendilerine birinin mani söylemesini beklerlerdi. Her delikten bir kertenkele uzatır kafasını, başka bir deliğe saklanmadan önce ufak değneklerimizle kovalardık onları. Antenler yerlerini kapmadan önce leylekler yuvalarını çatılarımıza yapardı. Elimizde Japon Çekirdekleri sokaktan gelip geçenlere bakarken çitler, soranlara adres tarif ederdik. Hepimizin orada, uzakta köylerimiz vardı… Sadece sebze ya da tahıl ürünleri değil, yatılı misafirlerimiz de gelirdi köylerden. Bir gelen haftalarca gitmezdi. Evci askerlerin kıyafetlerinin kokusu sinerdi duvarlarımıza. Yedikleri dayaklardan yiyemedikleri yemeklerden bahseder, bir hafta sonra yine gelmek üzere giderlerdi. Böyle olduğu halde neden mektup yazarlar anlamazdım. Yoğurtçular, hurdacılar, kalaycılar, bileyiciler fuar alanı…

Henry David Thoreau – Nerede ve Ne İçin Yaşadım
Anı / 4 Kasım 2018

Kitap Adı: Nerede ve Ne İçin Yaşadım Yazar: Henry David Thoreau Yayıncı: Notos Kitap Sayfa Sayısı: 156 Walden, Amerikan çevreci-filozofu Henry David Thoreau’nun başyapıtı. Thoreau, o günden bugüne bir kült kitap olan bu yapıtında, Walden Gölü kıyısında 4 Temmuz 1845’te başlayıp, 2 yıl 2 ay ve 2 gün sürerek 6 Eylül 1847’de sona eren doğal-yaşam deneyimini anlatıyor. On yedi bölümden oluşan Walden’dan dört bölümün yer aldığı Nerede ve Ne İçin Yaşadım’ın doğa tarihi yapıtları arasında kendisine özgü bir yeri vardır. “Anlamlı ve yürekten yaşamak ve yaşamın tüm özünü içime çekmek, yaşama dair olmayan her şeyi hallaç pamuğu gibi atarak bir Spartalı gibi, azimli ve güçlü yaşamak, bir tırpanla otları biçerek genişçe bir patika açmak, yaşamı bir köşeye sıkıştırarak en küçük terimlerine sadeleştirmekti isteğim.”

Ricardo Coler – Kadın Krallığı
Anı / 31 Ekim 2018

Kitap Adı: Kadın Krallığı: Son Anaerkil Toplum Yazar: Ricardo Coler Yayıncı: Nemesis Kitap Sayfa Sayısı: 162 Burada evlilik denen bir kurum yok. Bu kadınlara göre gayet gereksiz bir kurum. Neden bütün ömürlerini tek bir erkekle geçirsinler ki? Toplumda erkek ast ve yetkisiz. Erkekler, ne yaşadıkları evin ne de bölgedeki herhangi bir malın sahibi olamazlar. Sadece kadınlar için çalışabilirler. Kadınlar, kalacakları yer ile beslenmeleri için gereken yiyeceklerin temininden ve çocuklarının eğitiminden sorumlular. Ekonominin bekçileri onlar. Ailenin bütün mal varlığı sadece kadınlarda. Yasal olarak kadınlar her türlü avantaja sahipler: Soyadı vermek, miras almak gibi haklar kadınlara ait. Kız çocukları anaerkil bu toplumda çok önemli çünkü soyun devamı kız çocuklarla sağlanabilir. Bilinmedik ve şaşırtıcı bir dünyaya yolculuk yapan Arjantinli gazeteci Ricardo Coler, Çin’in güneyine giderek Mosuolar ile birlikte yaşadığı iki ayı anlatıyor. Son anaerkil toplum olarak adlandırılan Mosuolar’ın kadın egemen dünyasını tanımaya hazır mısınız?